El Üzerinde Lekelenmelere Karşı Hangi Kremler Kullanılmalı?

Daha ilerleyen yaşlarda yaşlanmaya bağlı olarak el üzerinde lekelenmeler oluşuyor. Yine doğru ürün kullanımı ile bu lekelerin çoğalması engeller. İçeriğinde glikolik asit bulunan ve kimyasal silme işlemi yapan içerikte ürünler kullanmalısınız. Bu ürünler kimyasal içeriğe sahip olduğu için ciltteki lekelerin soyularak düzelmesine neden olur. Bu ürünleri kullanırken güneş ışınlarına maruz kalmamak gerekiyor. Çünkü güneş ışınları normal şartlarda dahi ciltte lekelenmelere sebep olur. Bu yüzden leke giderici kremlerin gece yatarken kullanılması tavsiye edilir. Gündüz saatlerinde ise güneş koruma içeriğine sahip ürünlerin kullanılması bu lekelerin oluşmaması için önemli bir yere sahiptir.el lekesi kremi, lekelere karşı krem, el lekelerinde krem kullanımıKışın Hangi Tür Krem Kullanılmalı?

Kış aylarında cilt soğuk hava şartlarına bağlı olarak daha hızlı kurur. Cildin nem ihtiyacını ve besin ihtiyacını karşılayamaması da cildin tahriş olup hassaslaşmasında önemi bir yere sahiptir. Ancak kışın güneş ışınlarına çok fazla maruz kalınmadığı için el kremi seçimi daha kolay olur. Nem ve su dengeleyici ürünler ve hafif yağlı ürünler kış aylarında kullanılabilecek ürün seçenekleridir. Kışın krem seçiminde elinde sedef, egzama gibi hastalık problemleri yaşayanların daha dikkatli olması gerekir. Kullanılan kremlerle beraber günlük yaşamda karşılaşacakları olumsuz faktörlerden de korunmaları gerekmektedir. Örneğin kimyasal deterjanlarla iş yapılıyorsa mutlaka eldiven takılması gerekir. Bazen el bu rahatsızlıklardan dolayı o kadar fazla tahriş olur ki eldiven ve bile etkili olmaz. Bu yüzden bitkisel ürünlerle ev temizliği yapmak en doğrusu olur.

Yaz Aylarında Ne Tür Krem Kullanmalıyız?

Yaz aylarında kış aylarından farklı sorunlarla karşılaşırız. Özellikle de güneş yaz aylarında cildin lekelenmesine ve ya problem yaşamasına neden olan önemli faktörlerdendir. Bu yüzden özellikle gündüzleri güneş koruma faktörlü ürünlerin kullanılması gerekir. Böylece hem cildin nem ihtiyacı karşılanır hem de güneş ışınlarına karşı koruma sağlanır. Yaz aylarında kullanılan el kremi ürünlerinin de cilt yapısına uygun olarak seçilmesi gerekir. Bazı ciltler çok kuru bir yapıya sahiptir bu yüzden içeriğinde bir miktar yağ olan ürünler seçilmeli. Yağlı itlerde ise nem ve su içeriği fazla olan ürünlerin seçilmesi gerekir.

Kaş Ve Kirpik Sorunlarına Mucize Çözümler

Kaş ve kirpikteki mucizeye geçmeden önce kısaca son yılların trendi olan kaş ve kirpik modasından kısaca söz etmek istiyorum. Eskiden kalın kaşlı kadınlarla erkeksi gözüktükleri için dalga geçilirdi. Şimdiler de ise kalın kaş ve fazla kirpik modası insanları çeşitli güzelleşme yolları ve bakım fikirleri aramaya sevk ediyor. Peki, gelelim asıl konuya Kaş ve kirpik bakımı nasıl olmalıdır? Günümüz de neler yapılıyor? Ve ne gibi bakımlar uygulanıyor?kaş sorunlarına çözüm, kirpik sorunlarına çözüm, kaş ve kirpik sorunlarına doğal çözümGür, güçlü kirpik ve kaşlara sahip değilseniz eğer, sahip olmak için yapılan birkaç yöntem mevcut günümüzde öncelikle son yıllar da eğilim haline gelmiş kıl tekniği uygulaması güzellik merkezleri ve klinikler başta olmak üzere oldukça gündem yaparak yoğunluk kazanmıştır. Ayrıca yapılan bakım yağları, maskeler, kaş ve kirpiği daha dolgun göstermek için takma kirpik ve kaş boyama teknikleri de mevcuttur tabii ki bu tip yöntemlerle ortaya çıkan Kaş ve kirpik sorununa çözümler getirilmektedir.

Kaş Mimarisin de Son Dönem

Son günlerdeki kalın kaş modası kıl tekniği denen teknik bir olayın daha da gelişerek hız kazanmasına sebep oldu. Kıl tekniği dövmeye benzeyen fakat dövme olmayan tek kullanımlık sağlığa uygun iğnelerle yapılan derinin tek kat altına yapılan kılların arasına ince çizikler organik boyaların yerleştirilmesi olayıdır. Dövmeden farklı ise cildin bir kat altına yapılmasıdır. Ömürlük kullanılması söz konusu değildir. Doldurma tekniği kullanılmaz. İnce kıl çizimleriyle kaşa istenen şekil kazandırılır. Kaştaki boya da kullanılacak renk kişinin ten rengine göre ayarlanmaktadır. İşlem uygulandıktan sonra kaştaki mucize şaşırtıcıdır.

Tüm bu işlemler uygulandıktan sonra Kıl tekniği ile kaş yapımı tamamlanmış sayılır. Sonra ise önerilen bakım kremleri ve yağlar kullanılmaktadır. İşlem her mevsimde uygulanmaktadır.

Kaş Ve Kirpiğe Doğal Bakım

Takma kirpik kullanmayan kaşın da yapay çözümlere gitmek istemeyen insanlar da mevcuttur tabii ki peki onların yapması gerekenler nelerdir? Aktarların bol olduğu bir ülke de yaşamaktayız günümüz de ulaşabileceğimiz birçok yağ ve bakım kürleri mevcuttur. Hint yağı, tatlı badem yağı, susam yağı gibi yağardan kaş ve kirpikler de faydalanabiliriz bir fırça yardımıyla uygulanan bu yağların hiçbir yan etkisi yoktur cilde doğal ve kalıcı çözümler bu şekilde de sağlanabilir Kaş ve kirpik bakımı bu yöntemlerle de yapılabilir.

Ramazan’da cinsellik nasıl yaşanır?

Oruç tutmanın ruhu ile bedeni terbiye ettiğini ve bu yönüyle daha derin bir anlayış ve yaşayış vaat ettiğini söyleyen Psikoterapistler; Oruç, kişinin sahip olduğu nimetlerden bir süre ayrı kalmasını gerektiriyor ve hep elinin altında hazır olarak bulduğu şeylerle arasına bir mesafe koymaktadır. İftar vakti bu mesafe ortadan kalkıyor ve bireyler orucunu tuttuğu her ne varsa özlediği ve ya uzak düştüğü lezzetleri yeni bir heyecanla tadıyor ve yeniden keşfetmenin hazzını yaşıyor. Bu sebeple iftar orucu tutulan cinselliği de güzelleştiriyor ve cinsel mutluluğun gelişimi için yeni bir fırsat sunmaktadır.ramazanda cinsellik, ramazan ayında cinsellik nasıl yaşanır, ramazanda cinsel yaşamCİNSELLİĞİN ORUCU VARSA İFTARI DA OLMASI GEREKİR

Ramazan ayında cinselliği yasaklamak gerektiğini söyleyen Psikoterapistler; Ramazan ayında meşru cinselliği bir tür ayıp, yasak ya da kaçamak saymak, orucu tutulan cinselliğin iftarının da gereksiz olduğu gibi çok yanlış bir algıya neden olabilir. Ramazanda cinselliği yasaklamak, çiftleri birbirlerinden soğutabiliyor ve zamanla ilişkilerini tekdüzeleştirebilir. Cinselliğin ruhsal ve duygusal boyutlarının ihmal edilmesine yol açmaktadır. Çok yanlış bir şekilde çiftlerin birbirlerini duygusal ve ruhanî gevşemeden ve rahatlamadan yoksun bırakmalarına neden oluyor. Oysa cinselliğin orucu varsa, iftarı olması gerekir. Ruhsal ve bedensel bir arınma yaşanması gereken Ramazan ayında cinselliği yasaklamaktansa gönüller ve beyinler arındırılıp huzurlu ve dengeli bir ruh hali yaratılması önem taşır.

RAMAZAN’DA CİNSELLİĞİ BIRAKMAMAK GEREKİR…

Ramazan ayında cinselliği ve cinsellikle ilgili düşünceleri bastırmaya çalışmanın kişinin daha fazla cinsellik düşünmesine neden olabileceğini söyleyen Psikoterapistler; İçgüdüleri insana hâkimse, insan onların esiri olabiliyor, insanın ruhu içgüdülerine hâkimse, onları kontrol ederek, uygun bir şekilde, uygun bir zamanda yaşanmasına müsaade edebilirler. Orucun amacının insanı ruhen yüceltmek, ahlaken geliştirmek olduğu bilinmektedir. Oruçlu günlerin gecelerinde çift cinsel ilişkiye girebilir. Ama Ramazan ayı boyunca kendine cinselliği yasaklayan bir kişiler daha huzursuz olurlar. Fakat iftarda ağır yemekler yenildiyse bu kişiyi rahatsız edebileceği için iftardan hemen sonra değil, birkaç saat sonra ilişkiye girilmesi gerekir. Kişi iftarını yaptıktan sonra cinsel istekte artış görülmektedir. Ancak tok karnına hemen cinsel ilişki yaşamak performansta düşüklüğe neden olur.

Çocuklara Cinsel Eğitim Vermek?

Çocuklar belirli bir yaşa geldiklerinde aşırı meraklı olurlar. Bu merakları sayesinde zaten çocuklar hayatı ve hayatın getirdiği şeyleri kavrayarak yaşama adapte olurlar. Çocuklar yaşamlarının ilk yıllarının oyunlarla vb. geçirirler ve belirli bir yaştan sonra gerçek hayat ile tanışırlar. Örneğin; bir çocuk cinsel organının farkına az veya çok varır. Çişini yaparken erkek çocukları bir anda penislerinden zevk aldıklarını hissedebilirler ya da kız çocukları aynı şekilde vajinalarının farkına varabilirler. İşte bu gibi durumlarda anne balara bazı sorular yöneltilebilmektedir. Bu ne işe yarıyor, bunun oynasam bir şey olur mu gibi sorular genelde çocuklardan duyulan şeylerdir.Çocuklara cinselliği anlatmak, çocuklara cinsel bilgi verme, çocuklar için cinsel eğitimBelli bir yaşa ulaşmış olan çocuklara hem cinsel istismardan korunmalı için hem de gelecekte organlarının işlevleri ile ilgili bilgi verilmek üzere cinsel eğitim verilmelidir. Çocuklara verilecek cinsel eğitimde dikkat edilmesi gereken durumlar vardır. Bu durumları şöyle alt başlıklar altında toplayabiliriz.

Yetişkine değil çocuğa anlatır gibi cinselliği anlatın

Erkek veya kız çocuğu ayırt etmeksizin bir defa cinsel eğitim verilmesi gerektiğini aklınızdan çıkarmayın. Erkek çocukları da kız çocukları da toplumun bir parçasıdır ve her ikisi de cinsel hayat ile bir gün tanışacaklardır. Bu neden dolayı her ikisine de yeterli seviyede bilgi aktarılmalıdır. Erkek çocuklarına ve kız çocuklarına kendi organlarını göstererek ve işlevlerini onların anlayabileceği şekilde anlatmalısınız. Örneğin; erkek çocuğuna pipisini gösterip bu çişini yapmaya yarıyor ve bir gün çocuğunun olmasını sağlayacak. Çocuğunun olması için bir eşin olacak ve onunla bir şeyler yapacaksınız deyin. Seks yapacaksın çocukların olacak deyip çocuğun kafasını karıştırmayın sadece genel hatları ile durumu izah edin. Aynı şekilde kız çocuğunuza da yine vajinasını gösterip gün geldiğinde anne olabilmek ve bazı farklı tatları yaşamak için bir eşin olacak o zaman bu organını kullanacaksın deyin.

Çocuğunuz ergenlik çağına yaklaştığındaysa durumu biraz daha açık hale getirebilirsiniz ki artık günümüzün çocukları 10 yaşındayken seksin ne olduğunu nasıl yapılabildiğini biliyor. Hatta olmaması gereken bir şeyi yapıp kız arkadaşları ile kendi bildikleri kadarıyla seks yapmaya kalkışanlar bile var. Böyle durumların oluşmaması için cinsel eğitimin yanı sıra ahlaki eğitimi de çocuklarınıza aktarmalısınız.

İŞSİZLİK MAAŞININ DETAYLARI

Günümüzde ise işsizlik maaşını gerek kadınlar gerekse de erkekler için sunulan güvenceler arasında yer alır ve herhangi bir şekilde kendi planlarınız içerisinde olmadan işsiz bırakıldığınızda maddi olarak bir süre daha rahat etmenizi sağlamaktadır. Fakat bu maaşı alabilmek için bazı koşulları yerine getirmek gerektiğinden işsizlik maaşı nedir ve işsizlik maaşı şartları nelerdir konuları hakkında size biraz yardımcı olmaya çalışalım. İşsizlik maaşını hak edebilmek için kesinlikle istifa etmemiş olmanız gerekmektedir. İstifa edenlerin işsizlik maaşı hakları yanar ve bu nedenle iş yerinizden kendi isteğiniz dışında kovulmuş olmanız gerekir. Özellikle belli bir süreyi kapsayan iş sözleşmesinin sonlanması halinde de yine işsizlik maaşına hak kazanabilirsiniz. Bu duruma iş yerinin kapanması, el değiştirmesi ya da faaliyet alanını değiştirmesinden kaynaklı işten çıkarmalar da dahil edilmektedir. İşsizlik maaşının hesaplanmasında uygulanan bazı formüller de mevcuttur. 2016 itibariyle bu formülleri kısaca listelemek gerekiyorsa;işsizlik maaşı nasıl alınır, işsizlik maaşını kimler alır, işsizlik maaşı nasıl bağlanır

  • 600 gün süresince prim yatırıp da işten çıkarılanlar 180 gün
  • 900 gün süresince prim yatırıp da işten çıkarılanlar 240 gün
  • 1080 gün süresince prim yatırıp da işten çıkarılanlar 300 gün

Bu süre boyunca işsizlik maaşı almaya hak kazanabilir. Fakat işsizlik maaşının üst limiti 859 lira olarak belirlendiğinden dolayı daha yüksek bir maaş alınamadığını belirtmek gerekir. Bu maaşın hesaplanması ise iş yerinizden ayrılmadan önce aldığınız maaşla alakalıdır. Günlük olarak hesaplanan işsizlik maaşının hesaplamasında kullanılan formül, son dört ay boyunca aldığınız net maaşın toplanması ve daha sonra bunun yüzde 40’ının alınması şeklinde olur. Kısacası son dört ayınızda 2000 lira net maaş aldıysanız, 2000 lirayı 4 ile çarparak 8000 lira net maaş elde edersiniz. Daha sonra bu 8000 lirayı 120’ye bölerek günde 66 lira gelir elde ettiğimizi öğrenebiliriz. 66 liranın yüzde 40’ı ise 26 lira etmektedir. Eğer ki, 180 gün boyunca maaş alacaksak, 26 lirayı 180 ile çarpıyoruz ile 4680 değerine erişiriz. 180 gün ise 6 ay ettiği için bulduğumuz değeri 6’ya bölerek aylık maaşımızı elde ediyoruz ki bu da verdiğimiz örnekte 780 lira etmektedir. Aynı hesaplama kurallarını takip ederek kendinize uygun sonucu da tabii ki elde edilir.

Evde Profesyonel Makyaj Hileleri Yapabilirsiniz!

Makyaj yapılması hayatımızı renklendiren ve biz kadınların farklı görünmesini sağlayan önemli detaylardan biridir. Hele ki işe giderken ve ya dışarı çıkarken her zamankinden daha farklı bir makyaj yapmak çoğumuzun istekleri arasında yer almaktadır. Evde yapılabilecek profesyonel makyaj ise bizi güzellik salonundan çıkmışçasına farklı ve güzel göstermeye yetecektir. Eğer ki, sizde evinizde profesyonel makyaj hileleri ile değişimin farkını yaşamak istiyorsanız detayları yazımızda bulabilirsiniz.profesyonel makyaj hileleri, evde uygulanabilecek profesyonel makyaj hileleri, makyaj yaparken hile yapmakFondöteninizi İyi Seçiniz!

Profesyonel anlamda makyaj yapmanın planını yapıp, fondöten seçimlerinizi yanlış yapıyorsanız güzel görünmeniz mümkün olmaz. Cilt tonunuzdan daha koyu bir fondöten kullanmayın ve mümkün olduğunca cilt tonunuza yakın ve ya cilt tonunuzdan bir ton daha açık seçiniz. Koyu tonlar profesyonel makyajlarda amatör bir davranış olur. Kontür makyaj uygulamasında koyu tonları tercih edilmelidir. Ancak gündelik yaşamda bir ton açık renk fondöten ve pudra hayatınızı kurtarır.

Bronzdan Yararlanmalısınız!

Yanınızda pudra ve ya fondöten topluluğu ile gezmek istemiyorsanız ve acil bir işiniz varsa yalnızca sıvı bir bronzer alarak makyajınızı yapınız. Yüzünüzdeki alanları doğru seçerek bronzerı kullanın ve sonrasında makyajınızı tamamlamalısınız. Bu sayede ise fondöten kullanmanıza ya da ruj kullanmanıza da gerek kalmaz. Ruj şeklindeki bronzerlarda oldukça kullanışlı olur.

Doğallık İçin Az Pudra Kullanın!

Evde profesyonel makyaj uygulamak istiyorsanız ve pudra kullanacaksanız mümkün olduğunca pudra sürmekten kaçınmalısınız. Pudra toz kıvamda olan bir makyaj ürünüdür ve bir kattan fazla sürdüğünüzde yüzünüzü yapmacık bir görüntüye boğar. Bu sebeple sadelikten yana olun ve az pudra kullanmalısınız.

Kalıcı ile doğal bir yüz için ruj kullanın!

Dudaklarınıza pudra ve ya makyaj süngerinizde kalan fondöteninizden biraz gezdiriniz. Daha sonra üzerine istediğiniz tonda ruj uygulayın. Hemen ardından dudaklarınızı bir peçeteye bastırınız. Bu sayede rujunuz kalıcı olacak ve daha doğal gözükecektir.

Maskaranızı Temizleyiniz!

Kirpiklerinizi dolgun ve oldukça kusursuz göstermek istiyorsanız maskaranızın fırçasını temizlemeyi unutmayınız. Maskarayı kullanmadan önce bir peçetenin içerisinde iyice temizleyip ve maskaranızı sürmeye başlayınız. Eskisinden daha güzel göründüğünüzü fark edersiniz. Makyaj hileleri ile beraber makyajınızı temizlemeden önce yüzünüzdeki yağı bir peçete ile almayı unutmayınız. Daha sonra makyajınız daha kolay çıkar.

Ergen Çocuklarda Dikkat Edilmesi Gereken Durumlar

Bazı çocuk ergenliği normal şekilde geçirip tamamlasa da bazı çocuk ergenlik döneminde baş edilemez ve asi tavırlar sergiler. Maalesef ergenliği olumsuz olarak geçiren çocukların sayısına kıyasla normal geçirenlere oranla çok daha fazla olduğu biliniyor. Ergen çocuklar hem kendilerine hem de ailelerine kendilerini bir türlü beğendirememektedirler. Ergen çocukların aykırı, mutsuz, asi olmaları kendilerinden daha çok anne ve babasını etkiler. Anne ve babalar genel olarak hızlı değişimler yaşayan çocukların değişimini ne fizyolojik ne de duygusal olarak bir türlü anlaşılmaz. Çocuklarının küpe takma istekleri, saçlarını boyatmak istemeleri, makyaj istekleri ve ya bunlara benzer birçok isteğe anlam veremeyen anne ve babalar ne yapacaklarını şaşırmalarına sebep olur.ergen çocuklarda dikkat edilmesi gerekenler, ergenlerde dikkat edilmesi, ergenlik çağındaki çocuklarda nelere dikkat edilmeliErgen Çocuğun Hisleri Hakkında

Ergenlik dönemlerinin en başında çocuk da kendisinde yaşanan gerek fizyolojik gerekse de psikolojik değişimine anlam verilememektedir. Kendilerine anlam veremedikleri zamanlarda anne ve babaların çocuklarına anlam verebilmeleri hiç beklenmez. Ergen çocukların duyguları çok hızlı şekilde değişir. Aynı konuya bugün gülerek tepki verirken, yarın söz konusu konuya öfke ile yanıt verebiliyor. Bu nedenle anne ve babalar ne şekilde çocuklarına davranacaklarına karar verememektedirler. Ergen çocuklar dış görünüşlerine çok önem verirler ve zevkleri değişime uğrar. Vücutlarına bir takım değişiklikler yapmak isteyebiliyorlar. Ergenliğin sonunda ise kendi benlikleri ile ilgili soru işaretleri ile karşılaşmaktadırlar. Ben ne olacağım ve ben kimim gibi soruları kendilerine oldukça fazla yöneltilir.

Ergenlik döneminde aileye düşen görevler

Ergenlik zamanında çocuklar için oldukça zorlu bir süreci ifade eder. Bu süreçte de anne ve babaya çok fazla görev düşüyor. Anne ve babalar çocuklarına verdikleri değeri, sevgiyi ve saygıyı bu dönemde çok daha fazla göstermeleri oldukça önemlidir. Böyle davranıldığında çocuk kendine olan güvenini hiçbir zaman kaybetmiyor. Eğer ki, bunun tam tersi davranılırsa çocuk kendini ispatlama gereği duyar. Kendini ispatlamaya çalışan çocuklar da genel olarak kötü tecrübeler edinir. Ergenlik döneminde yaşanan her tecrübe çocuğun kişiliğini oluşturuyor. Ergenlik döneminde yaşanacak kötü tecrübeler kişilik oluşumu olumsuz etkileyecektir. Çocuğun genlik ve yetişkinlik dönemleri de ergenlik döneminde yaşadığı olumlu ya da olumsuz her türlü davranıştan etkilenir.

Kışın Çiçek Bakımı Nasıl Olmalıdır?

Genellikle evlerimizin en özel süsü olan çoğu kimsenin arkadaşı olmuş çiçeklerin kışın da sağlıklı kalabilmesi için özenle bakımının yapılması gerekmektedir. Arkadaşlarınızı korumaya alarak olumsuz hava şartlarından etkilenmemesi için kış aylarında evde çiçek bakımı konusunda dikkat etmeniz gerekir. Saksı çiçekleri insanlar gibi mevsim şartlarından etkilenmektedir. Havalar soğudukça büyümeleri yavaşlar sonbahar ve kış aylarında uyku dönemine giriyorlar. Yazın onca uğraşla yetiştirdiğiniz çiçekler güzel ve bilinçli bir bakımla tekrar yaza sağlıklı bir şekilde ulaşırlar. Arkadaşlarınıza göstereceğiniz ufak bir özenle kurumalarını önlemek izinlerin elinde bulunuyor. Çiçek sevgisi hemen her kimsede bulunur ancak bakabilecek cesareti gösteren nadir bulunmaktadır.kışta çiçek bakımı, çiçek bakanlar kışta nelere dikkat etmeli, kış aylarında çiçek bakımıKışın Çiçek Bakımında Dikkat Edilmesi Gerekenler Durumlar

Kışın çiçeklerin en önemli sorunu olarak görülen nokta soğuk havalardır. Bu sebeple çiçekler sobalı evlere göre kaloriferli evlerde kış şartlarını daha kolay atlatabilir. Isı farklılıklarının korunması noktasında dikkatli olunması amacıyla odanın aşırı ısınması ve soğuması önlemelisiniz. Bilhassa da sonbahar ve ya kış aylarında çiçek bakımı yapılırken mümkün olduğunca az sulanması önem arz ediyor. Sık su isteyen bitkilerde bile sulama aralıkları iki katına çıkarılması gerekir. Özellikle çiçeklerin bulundukları yerin de çiçek gelişiminde büyük önemi bulunuyor. Ayrıca ev hanımlarının kış aylarında çiçek bakımında yer değiştirmeyi tercih ediyorlar, sık yapılan hatalardan birisi olan yer değişikliği çiçeğin yerini sevmemesine neden olduğundan ölmesi ile sonuçlanmaktadır. Çiçek yerini sevmiş gelişimini de orada sağlamışsa yazın ve ya kışları daha fazla ışık alması yahut evde yapılan genel değişikliklerle üşümemesi için değiştirilmemesi gerekir. Bunun sebebi ise çiçeğin yaprağı ve gövdesinin bulunduğu mekana göre şekil alarak gelişimini sürdürüyor. Yer değişikliğinde enerjiyi yeni çevresine uyum sağlamaya harcayan çiçeğin yaprakları dökülerek geri dönüşü imkansız sararmalar sonucu kurumaya neden olmaktadır. Diğer bir husus ise çiçeklerin bulundukları ortamda nem oranının fazla olmuyor olmasıdır. Saksı değişimlerinin ise kesinlikle bu aylarda yapılması önerilmez. Saksı değişimi yalnızca ilkbahar aylarında yapılması gereken bir işlemlerdendir. Özellikle ısı düşüşü yaşandığında azot oranında gübreleme yapılarak da çiçeğe destek verilmelidir.

Arpacığa Ne İyi Geliyor?

Arpacık göz kapaklarında bulunan salgı bezlerinin enfeksiyonu sonucunda ortaya çıkmaktadır. Enfeksiyon sebebiyle göz kapağında kırmızı şişlikler görülür ve bu şişlikler kaşıntıya ve ağrıya yol açar. Büyüyen arpacıklar görüşü bozarak göz kapağının açılmasını engelleye bilecek kadar ilerlemiş arpacıklara antibiyotik tedavisinin uygulanması gerekmektedir. Özellikle ağrının şiddetine bağlı kalınarak doktorunuz ağrı kesici önerecektir. İlaç tedavisi gerektirmeyen büyüklükte olan arpacık içinse evde uygulayabileceğiniz bazı yöntemleri kullanılabilir.arpacığa iyi gelen şeyler, arpacık nasıl geçer, arpacık geçirme yolları

  • Elinizi kesinlikle arpacıktan uzak tutunuz ve arpacığı sıkmaya çalışmayanız. Elinizi değdirmek yalnızca iltihabın artmasına ve yayılmasına yol açar.
  • Arpacık üzerinde yaklaşık 15 dakikalık sürelerle sıcak kompres yapılmalıdır. Gün içinde bunu 5-6 kere tekrar ediniz. Sıcak kompresi uygularken gözünüz kapalı olmalı. Bu yöntem ise iltihabın daha kısa sürede iyileşmesine ve şişliğin inmesine yardımcı olacaktır.
  • Lens kullanıyorsanız arpacık geçene kadar ara verilmesinde fayda vardır. Kontak lensler arpacığın yayılmasına olanak tanır.
  • Göz makyajı yapmayınız ve arpacığa herhangi bir kozmetik ürün uygulanmamalıdır. Losyon ve kremler iltihabın yayılmasına neden olur.
  • Bir miktar kadar patatesi rendeleyip ince ve temiz bir beze sararak arpacığın üzerine koyulmalı. Patates kabarıklığı alarak arpacığın iyileşme süresini hızlandıracaktır. Bunun gün içinde 2-3 kez tekrar edilebilir.
  • Anti bakteriyel bitkilerden biri olan ekinezya arpacığa iyi gelmektedir. Ekinezya çayını papatya çayında olduğu gibi pamukla arpacık üzerine sürerek uygulanabilir.
  • Arpacığın sebep olduğu şişliği azaltmak için papatya çayı kullanılabilir. Papatya çayını normal olarak demledikten sonra ılımasını bekleyip süzünüz. Daha sonra bir parça pamuk yardımıyla arpacığa uygulayın. Bunun her gün 3-4 kez tekrarlamalısınız.
  • Kekik yağı arpacık için kullanılan diğer bir doğal ürünlerdendir. Bir parça pamuğa 2-3 damla kekik yağı damlatarak arpacığa sürerek uygulayın. Antiseptik etkisi bulunan kekik yağı arpacığın iyileşme süresinin kısaltılmasına yardımcı olacaktır.
  • Doğal bir antibiyotik olan sarımsak diğer enfeksiyonlar gibi arpacığın da iyileşme süresini kısaltmaktadır. Sarımsakla ilgili sorunsa günde yaklaşık olarak 10 ve ya 12 adet sarımsak yemenin ter ile ağız kokusunu arttırır.

Testis Ağrısı Nedenlerinin Sebepleri

Testislerde yaşanan ağrılar her erkek için kaygı vericidir fakat çoğu zaman ağrılar şiddetlenene kadar doktora gitmek tercih edilmemektedir. Testis ağrısı, birçok farklı sağlık sorununun belirtisi olarak ortaya çıkar. Testis ağrısı nedenleri arasında ilk sıralarda; travmalar, kasık fıtığı, çıban ve kistler gelmekle birlikte testis kanseri, böbrek taşı gibi ağrının daha ciddi nedenleri vardır. Düzenli olarak testis ağrısı yaşıyorsanız ve ağrılar şiddetini arttırıyorsa, vakit kaybetmeden bir doktora giderek altında yatan nedene bağlı olarak uygun tedavi yöntemleri hakkında bilgi almanız gerekir.testis ağrısının sebepleri, testis ağrısı neden görülür, testis ağrısı niye oluşurKasık Fıtığı

Kasık fıtığı ise erkekler arasında oldukça yaygın olmasına rağmen çoğu erkek bu rahatsızlığın farkında değillerdir. Testis ağrısı yaşıyorsanız ve özellikle nedenini net olarak belirleyemiyorsanız sorunuzun cevabı kasık fıtığı olabiliyor. Kasık fıtığı ağrısı genellikle her iki testisi de etkilemektedir.

Testis Kanseri

Testis ağrısı nadir olarak testis kanserinin belirtisi olarak ortaya çıkmaktadır. Testis kanseri olan erkeklerin yalnızca %10’u testis ağrısından şikayet edilir. Fakat bu %10’luk dilim kanserin erken teşhisinin önemi düşünüldüğünde ciddiye alınması gerekir. Testis kanserinin ağrı dışında kalan; göğüs, sırtın altı ve karın bölgesinde hassasiyet, skrotumda sıvı toplanması, testisler üzerinde ya da çevresinde şişlik gibi diğer belirtileri görüldüğünde vakit kaybetmeden doktor kontrolüne gidilmesi gerekir.

Testislerin Bükülmesi

Testislerin bükülmesine neden olan yaralanmalar, testislere olan kan akışının kapanmasına yol açabiliyor. Bu durumda oluşan ağrılar oldukça şiddetli gerçekleşir ve kendinizi ister istemez doktor muayenesinde bulmanız mümkündür. Damarın kapanması ile testislere kan akışının durması ciddi bir sorundur ve testis kaybına yol açabileceğinden acil müdahale edilmesi gerekiyor. Cerrahi müdahaleyle damar düzeltilerek kan akışı normale döner.

Kan Çıbanı Nedir?

Testislere alınan darbeler her zaman geçici ağrılarla atlatılamayabilirsiniz. Çok katmanlı bir kese ile çevrili testislere gelen şiddetli darbeler, bu keseler arasında kan birikmesine neden oluşur ve buna halk arasında kan çıbanı adı verilmektedir. Kan çıbanı bazen sadece dinlenme ile kendiliğinden geçer. Bazı durumlarda ise doktor muayenehanesinde aynı gün içinde gerçekleştirilen küçük operasyonla kanın akıtılması gerekir. Kan çıbanının ciddiyeti kanamanın meydana geldiği bölgeyle alakalıdır.