Kadınların Yaptırması Gereken Testler

Erken teşhis hayat kurtarır

Günümüzde pek çok hastalık erken teşhis ve düzenli sağlık kontrolleri ile önlenebilmektedir. Kalp hastalığı, kanser, hipertansiyon ve toplumda yaygın birçok hastalığın erken teşhisi, tedavi başarısında en önemli faktörlerden biridir. Ayrıca uzun yıllar asemptomatik olan ve birçok organa zarar veren diyabet gibi kronik hastalıklarda erken teşhis ve düzenli izlemin önemi daha da artmaktadır. Bu bağlamda, düzenli kontrollere bağlı kalmak en iyisidir. Ancak günlük yaşamda birçok kişi stres, baş ağrısı, kronik yorgunluk, uykusuzluk, hazımsızlık, çarpıntı, aşırı terleme, kilo kaybı, sık idrara çıkma gibi şikayetleri görmezden gelebilir. Kontrol, zamansızlık bahanesiyle ertelenebilir.kadınlar ve sağlığını koruma, kadınlar hangi testleri yaptırmalı, kadınların yaptırması gereken sağlık testleri

Önce hangi hastalıklar kontrol edilir

Diyabet, kolesterol, koroner arter hastalığı, akciğer, meme, rahim ve rahim ağzı hastalıkları, kolon, mesane ve prostat hastalıkları, hepatit virüsünün neden olduğu karaciğer hastalıkları, osteoporoz, anemi gibi bazı yaygın kanserler izleme sırasında tespit edilebilir ve tedaviye başlanabilir . Kontrol yoluyla kişinin sigara, yetersiz beslenme, düzenli egzersiz gibi yaşamsal bazı alışkanlıklarını, iç organlardaki bazı değişiklikleri tespit ederek önerilerle değiştirmek mümkündür. Böylelikle ileride ortaya çıkabilecek bir hastalığı önlemek ve hastalıkların erken dönemde ilerlemesini önlemek mümkündür. Muayene sonucunda elde edilen veriler, önleyici tıbbi araştırmaların yürütülmesi için bir kılavuz görevi görür. Tüm yaş grupları için önleyici testler mevcuttur. Sonuçlara ve kişinin yaş grubuna bağlı olarak aşı ile gerekli öneriler yapılabilir. Yine, zatürre aşısı, yaşlıların yaşayabileceği sorunlar açısından uzun bir yol kat ediyor. Bu nedenle zatürre aşısı özellikle 65 yaş üstü kişilere yapılmaktadır. Ayrıca hepatit B aşısı mümkün olan her yaşta verilmelidir.

Kadınlar hangi yaşta hangi testleri yaptırmalı?

40 yaş altı, 40-50 yaş arası ve 50 yaş üstü kadınlara uygulanabilecek testler değişkenlik gösterebilir. Bununla birlikte, temel ilke, hastanın riskini değerlendirerek hastanın sağlık durumu için özelleştirilmiş tarama testleri sunmaktır.

40 yaşın altındaki kadınların geçmesi gereken testler

40 yaşın altındaki kişiler ek risk altında değilse ve önceki test sonuçları normal sınırlar içindeyse yılda bir kez kolesterol, hemogram ve kan şekeri düzeylerini kontrol etmek yeterlidir. Ayrıca kadınlarda rahim ağzı kanserinin erken teşhisi için son derece önemli olan Pap smear yılda bir yapılmalıdır ve 3 negatif (normal) sonuçtan sonra ara alınabilir.

40-50 yaş arası kadınların yaptıracağı testler.

40-50 yaş arası kişilerde ek risk yoksa kolesterol, hemogram ve kan şekeri takibi yapılmalı ve kadınlara smear smear yaptırılmalıdır. Bununla birlikte, 40 yaşından sonra, yıllık dışkıda gizli kan testi hem erkekler hem de kadınlar için önemlidir. Ek olarak, erkekler için yıllık PSA takibi ve iki yılda bir kadınlar için mamografi takibi de bu dönemde yapılmalıdır. Uzmanlar, kadınların özellikle menopoz döneminde jinekolojik rahatsızlıkların erken teşhis ve tedavisi, meme sağlığının korunması, kemik erimesi, kızarma, sinirlilik ve uykusuzluk gibi genel sağlık sorunları ile daha sağlıklı bir şekilde bu süreci geçirebileceğini savunuyor.

Bulimia nervoza nasıl yönetilir ve başa çıkılır?

Medyadan, kültürden, koçlardan, aileden, arkadaşlardan, meslektaşlarından veya akranlarından gelen çelişkili mesajlarla karşı karşıya kalan insanlar, bulimia ile baş etmekte zorlanabilirler. Özellikle zayıf olmanın başarı belirtisi olduğu söylendiği bir çağda, ölümcül sonuçlar doğurabilecek bir hastalıkla baş edebilmek için kişinin öncelikle vücudunda ne kadar sağlıklı kilosu olduğunu hatırlaması gerekir. Aşırı yemek yeme dürtüsünü tetiklememeleri için diyetlerden ve öğün atlamaktan kaçınmak önemlidir. Özellikle, tıbbi ve bilimsel olmaktan uzak yeme bozukluklarını destekleyen veya öven web sitelerini ziyaret etmekten kaçınmalısınız.

Kişi, onları tespit etmede yardımcı olabilecek düşünce veya davranışları tetikleyen durumları belirlemeli ve bunlarla birlikte bir eylem planı geliştirmelidir. Aynı şekilde, kişinin günlük yaşamda karşılaşabileceği mutsuzluğun yaratacağı depresyon ve duygusal sıkıntıyla başa çıkmak için bir plan hazırlamalıdır. Kendine saygı duymasına yardımcı olacak olumlu rol modelleri aramalıdır. Benlik saygısını daha da artırmak için, kişi affetmeli, olumluya odaklanmalı ve cesaretle hareket etmelidir. Zihninizi aşırı yeme ve dışarı çıkarma düşüncelerinden uzaklaştırmanıza yardımcı olabilecek eğlenceli aktiviteler ve hobiler bulmak yardımcı olabilir. Bulimia nervoza hastası ve ailesinin durumla başa çıkmak için destek, umut ve tavsiye alması faydalı olabilir. Bu grupların diğer üyeleri de benzer deneyimler yaşar, böylece o kişinin ve ailenin neler yaşadığını gerçekten anlayabilirler. Bu vakayla ilgilenen uzman doktor, bölgedeki her hastaya bir grup önerebilir.

Bulimili bir kişinin ebeveynleri, çocuğun yeme bozukluğundan kendilerini sorumlu tutabilir. Ancak yeme bozukluklarının birçok nedeni vardır. Ebeveynlik tarzı bu nedenlerden biri olarak kabul edilmez. Bu aşamada, bir ebeveynin çocuklarına nasıl yardım edebileceğine odaklanılması, en etkili sonuçları sağlayabilir. Bunu yapmak için, çocuğu dinlemek ve ona yardım etmek için ne yapabileceğinizi sormanız ve ona duygularını ifade etme fırsatı vermeniz çok yardımcı olacaktır.

Ebeveyn endişelerini çocukla paylaşabilir, ancak bu çocuğu suçlamadan yapılmalıdır. Her durumda, bulimia nervoza diğer bozukluklar gibi ciddi bir durumdur ve sürekli olarak bir sağlık uzmanından yardım ve destek istemek, bir kişinin sağlığı için en iyi sonuçları sağlayacaktır.

Bebek Bakımı Nasıl Olmalı?

Bebek doğduğu andan itibaren ilgi ve dayanıklılık ister. Gece beslenme ve uyanma gibi durumlar birleştiğinde uykusuzluk da ortaya çıkar. Bu süreçte anne ve babanın düzen ve devamlılık ile sağlayacağı zihinsel ve bedensel tatmin çocuğun gelecekteki gelişimi için çok önemlidir.

Bir çocuğa bakarken sorumluluk anneye olduğu kadar babaya da aittir. Bebek doğduktan sonra “bunu yapamazsın” uyarıları ile insanlardan uzak tutulan babalar, onlara yer olmadığı için gölgede kalabilir.

Bunun nedenlerinden biri, bebeklere bakmanın sadece bir annenin işi olduğu veya bebeklere bakamayacaklarını hissettikleri şeklindeki olumsuz görüşleri. Anne ve baba bebeklerine birlikte bakabilir ve işi paylaşabilirler.

Babaya bakma sürecine aktif olarak katılmalıdır.

Bebeklik döneminde kurulan bu ilişkiler, çocuğun bir koruma ve güven duygusu geliştirmesine yardımcı olur. Anneler genellikle çocuğa bakmak için tüm sorumluluğu üstlenirler.

Çocuklarına bakmak için çalışmayı bırakan veya işini bırakan anneler de ev işlerini devralmalı mı? Baba, bu sürece gönüllü olarak aktif olarak katılmalıdır. Baba sadece “alışveriş” gibi fiziksel aktivitelerden sorumlu bir yardımcı olmayıp, anne ayrı yemek hazırlarken bebeği geğirme, bez değiştirme, biberonla besleme gibi görevlerde de aktif rol alabilir. emek.

Anneler ve Babalar, beklentileriniz ve ihtiyaçlarınız hakkında birbirleriyle konuşurlar!

Yeni hayatınızı yeni yürümeye başlayan çocuktan başlayarak düzenleyin. Ev işleri ve bebek bakımının yanı sıra, yapılacak çok ev işi vardır. Ebeveynler, doğru planlama ve iletişimle yeni sorumlulukların üstesinden gelebilir.

Size en uygun iş hangisi? Altını değiştirmek mi?

Ne tür işler yapmaktan hoşlanırsınız? Bebeği kucağınıza koyun ve uyuyun?

Ne tür işler yapmaktan hoşlanmıyorsun?

Ebeveynler ev işleri için programlar planlayabilir. Örneğin, kahvaltı yapmak, gece uyanmak, bir bebeğin bezini değiştirmek ve haftanın belirli günlerinde beslenme gibi planlama sorumluluklarını sırayla alabilirler. Teker teker uygulanan esnek programlarla yeni sorumluluklarıyla daha rahat başa çıkabilirler.

Anneler ve Babalar düşüncelerinizi geleneksel kalıplarla yok ediyor!

Anneler, duygusal ve sosyal normlara göre tüm sorumluluğu almaya hazırdır. Bebek bakıcılığı ve ev işi sadece bir annenin işi değildir. Hafta içi çalışan babalar bebeklerine bakarken, anneleri akşam eve döndüklerinde akşam yemeği hazırlayabilir.

Babanın bebeğe bakmadaki rolü annenin işini kolaylaştırır. Babalar bebeklerin bakımıyla aktif olarak ilgilendiklerinden, annelerin nefes almak için zamanları vardır. Bu, baba ile çocuk arasında bir bağ ve ebeveynler arasındaki ilişkinin güçlenmesine neden olur.

Kötü Notlar Karşısında Çocuklara Yaklaşım

Kötü ve iyi karnelerle nasıl başa çıkılacağı konusunda ne söyleyebiliriz?

Hiçbir zaman karne ile cezayı yan yana düşünemiyorum. Kötü notlar cezalandırılmaz. İyi notlar ödüllendirilecek olsa bile, çok sembolik bir şey olmalı. Öğrencinin görevi öğrenmek ve gelişmektir. Ancak büyük bir gelişme varsa, takdir edilmelidir. Örneğin, geçen yıl çocuğun çok kötü bir dersi vardı ve bu yıl ciddi ilerleme kaydettiyse ve birkaç sınıf yükselttiyse, bu kesinlikle takdir edilmelidir. Ödül derken minnettarlık, teşekkür ederim. Çocuk iyi olduğunu ve ebeveynlerinin mutlu olduğunu hissetmelidir. Hediye olarak pahalı olmayan şeyleri seçmelisiniz.kötü not alma, notu kötü olan çocuklara yaklaşım, kötü not karşısında çocuklara yaklaşım

Kötü notlarla ne yapmalı?

Neyin kötü ve neden olduğu hakkında konuşmanız ve bu boşluğu doldurmak için harekete geçmeniz gerekebilir. Örneğin: “Akşamları hiç çalışmadınız ve ders kötü sonuçlandı. Dolayısıyla yeni bir uygulamaya geçmemiz gerektiğini söyleyebiliriz. ” Çocuk, yeni bir başvurunun başlatıldığını anlamalıdır.

Babalar ne yapmalı?

Ben ebeveyn olarak ayrılmadım. Her durumda aileler çocuklarıyla vakit geçirmelidir. Anneler gibi babalar da çocuklara bakmak zorundadır. Ancak babalar iş, zamansızlık veya sorumlulukları gerekçe göstererek biraz daha geri çekiliyor. Çocuklarının hayatında yer almak istiyorlarsa tabii ki işe ara verip çocuklarıyla baş başa vakit geçirseler, küçük bir parti düzenleseler ve şehirde küçük geziler planlasalar güzel olurdu.

Ebeveynlere çocukların ırkı hakkında ne söyleyebiliriz?

Ne yazık ki, sistemik ebeveynler bunu yapıyor. Veliler de öyle olduğu için sistem de destekleniyor. Burada büyük bir kısır döngü var. Genellikle olması gereken, çocuğun yeteneklerini kendi içinde değerlendirmesidir. Mesela çocuğum ne başardı, ne yapabilir, ne yapamaz ve yapmaya başladı. Her çocuğun kendi yöntemiyle ve sonra akranlarıyla karşılaştırılması gerekir. Unutulmamalıdır ki başarı sadece akademik başarı değildir; Toplumda var olabilmek, ilgi ve yeteneklerinin farkında olmanın yanı sıra onları geliştirmek ve ortaya çıkarmak için yeterli sosyal ve duygusal gelişimi sağlamış, hedefleri doğrultusunda uygun adımları atabilen çocuklar kanımca, başarılı çocuklar.

Depresyon belirtileri nelerdir, tedavisi nasıl yapılır?

Depresyon Nedenleri

Depresyonun nedenleri bilimsel olarak tam olarak açıklanamaz. Birbirlerinden belli çizgilerle temizlenmelerine rağmen depresyon nedenleri 3 ana grupta ele alınmaktadır: psikososyal, genetik ve biyolojik.depresyon çeşitleri, depresyon nedenleri, depresyon neden olur

Psikososyal Nedenler: Günlük yaşamlarında sürekli strese maruz kalan kişiler depresyona daha yatkındır. Genç yaşta ebeveyn kaybı, şiddet ve travma, yaşamın ilerleyen dönemlerinde depresyon olasılığını artırır. Genç yaşta sevgi, aidiyet, güven ve başarı gibi temel ihtiyaçların karşılanamaması, gelecekte travmaya ve dolayısıyla depresyona yol açabilir.

Genetik Nedenler: Depresyon çalışmaları, hastalığın genetik bir yatkınlığa sahip olduğunu göstermiştir. Şiddetli depresyon hastalarının birinci derece akrabalarında depresyon görülme sıklığı oldukça yüksektir. Bu durumun bir başka nedeni de psikolojik rahatsızlığı olan kişilerin durumlarını aile hayatına yansıtması olabilir.

Biyolojik Nedenler: Depresyon üzerine yapılan araştırmalar, norepinefrin ve serotonin gibi belirli beyin hormonlarının depresyon ile ilişkili olduğunu göstermiştir.

Depresyon Belirtileri

Aşırı yorgunluk, isteksizliğe bağlı günlük aktivitelerde azalan aktivite, hayattan zevk alamama

Ortak sorunlardan kaçınmak ve sosyal ilişkilerden, sosyal fobiden kaçınmak

Cinsel dürtü kaybı

Aşırı yeme eğilimi nedeniyle iştahsızlık veya kilo alma nedeniyle kilo kaybı

Aşırı uyku arzusu ve sabah uyanma güçlüğü veya uykusuzluk ve uykuya dalmada zorluk

Unutkanlık, dikkat dağınıklığı

Mide ve bağırsak sorunları, boyun, sırt, baş ağrısı ve eklem ağrıları

Panik atak

Değersizlik, çaresizlik ve suçluluk duyguları, anksiyete bozukluğu

Ölüm veya intihar, şiddetli üzüntü ve anksiyete bozukluğu üzerine düşünceler

Depresyon Tedavisi

Tedavi edilmesi gereken ciddi bir sorun olan depresyon, kişinin alkol ve uyuşturucu gibi kötü alışkanlıklar edinmesine veya tedavi edilmezse kendisine zarar vermesine neden olabilir. Depresyon, uyuşturucu ve psikoterapinin birlikte kullanıldığı bütünsel bir yaklaşımla tedavi edilir. Antidepresanlar olarak bilinen depresyon ilaçları, bir psikiyatrist tarafından hastaya uygun dozlarda reçete edilir. Antidepresanları düzenli olarak kullanmak önemlidir, bu genellikle etki etmesi 2 ila 3 hafta sürer. İlaç destekli psikoterapi, hastayı olumsuz düşünce ve davranışlardan kurtarmayı ve daha aktif olmayı amaçlamaktadır. Bu uygulamaların yanı sıra hipnoz da depresyondan kurtulmanın yollarından biridir.

Mesane kanseri erkenden nasıl farkedilir?

Mesane kanseri nedir?

Dünyada oldukça yaygın bir kanser olan mesane kanseri erkeklerde kadınlardan daha sık görülmektedir. Tüm yaş gruplarını etkileyen kanser türleri genellikle yetişkinlerde daha yaygındır. Alt karın bölgesindeki mesane duvarında bulunan ürotelyal hücrelerin kontrolsüz çoğalmasına mesane kanseri denir. Anormal şekilde büyüyen hücreler, ölmelerini engelleyen ve bir tümör oluşturmak için biriken bir mutasyona uğrar. Genellikle erken teşhis edilebilen mesane kanseri tedavi edilebilir, ancak mesane kanseri olan hastalar tekrarlama riski nedeniyle tedaviden sonra takip edilmelidir.mesane kanseri, mesane kanserinin belirtileri, mesane kanserinin tedavisi

Mesane kanseri nedenleri

Mesane kanserinin nedeni tam olarak anlaşılamamıştır. Bununla birlikte, bu koşulların mesane kanserine neden olduğuna inanılmaktadır:

Paraziter enfeksiyonlar

Mesanenin iç duvarının tahrişi

Kimyasallara maruz kalma ve özellikle kimyasalların taşınmasını gerektiren işlerde çalışma

Sigara ve diğer tütün ürünleri

Radyasyon tedavisine geçmişte maruz kalma

Ailede mesane kanseri öyküsü

Mesane kanseri semptomları

Mesane kanserinin en yaygın semptomları idrarda kan (hematüri), alt karın ağrısı ve idrar yaparken ağrıdır. İdrar rengi parlak kırmızıdan koyu kahverengiye kadar değişebilir. Bazı durumlarda idrarın rengi değişmese de idrarın mikroskobik incelemesi ile kan tespit edilebilir. Mesane kanserinin diğer belirtileri:

Sık idrara çıkma, idrar kaçırma veya idrara çıkma hissine rağmen idrara çıkamama.

Sırt ve bel ağrısı

Buna bağlı iştahsızlık ve istemsiz kilo kaybı

Anemi

İlişki sırasında ağrı

Zayıflık, isteksizlik

Mesane kanseri teşhisi

Mesane kanseri tanısında sistoskopi, idrar sitolojisi, görüntüleme çalışmaları, fizik muayene ve hastanın tıbbi öyküsü dikkate alınır. Sistoskopi, bir doktor tarafından üretra içine yerleştirilen sistoskop adı verilen dar ve küçük bir tüp kullanılarak yapılır. Doktor bu tüp aracılığıyla üretra ve mesaneyi inceler. Bir idrar sitoloji prosedürü, idrar örneklerinin kanser hücreleri için mikroskop altında incelenmesini içerir. Ek olarak, bilgisayarlı tomografi ve retrograd piyelografi gibi görüntüleme testleri, bir hastanın üriner sisteminin yapısını inceleyerek mesane kanserini tespit etmeye yardımcı olabilir.

Mesane kanseri aşamaları

Mesane kanseri evresinin belirlenmesi, kanser hücrelerinin büyüme hızı ve çevre dokulardan farklılaşma düzeyi değerlendirilerek yapılır. Evreleme aynı zamanda mesane kanserinin hangi organlara yayıldığı sorusunun cevabıdır.

Evre: Erken evre olarak bilinen bu aşamada, tümör hücreleri mesanenin iç zarında yer alır.

Evre: Tümör hücreleri, mesanenin iç astarından mesane duvarına doğru ilerler.

Evre: Bu aşamada tümör hücreleri mesane duvarından kas dokusuna yayılır.

Evre: Tümör hücreleri, kas dokusundan mesaneyi çevreleyen yağ dokusuna doğru hareket eder.

Evre: Son aşama olarak da bilinen bu aşamada, tümör hücreleri karın veya pelvik duvar, prostat veya lenf düğümleri, akciğerler, kemikler, karaciğer, vajina, rektum ve idrar yoluna ilerleyebilir.

Mesane kanseri tedavisi

Mesane kanseri tedavisi, hastanın yaşı, genel sağlığı, tümör hücre tipi ve kanserin evresi değerlendirilerek belirlenir.

Cerrahi müdahale: Çoğu durumda, diğer tedavi yöntemleri kullanılır veya sadece tümör hücrelerinin cerrahi olarak çıkarılması.

Kemoterapi: Mesanedeki tümör hücrelerini öldürmek için ilaçların kullanıldığı kemoterapi, cerrahi bir işlemden önce veya sonra verilebilir.

Radyasyon tedavisi: Yüksek enerjili X-ışınları kanser hücrelerini öldürmek için kullanılır. Bu sürece radyasyon tedavisi denir; Bazen cerrahi bir işlemden önce veya sonra, bazen kemoterapi ile veya tek başına kullanılabilir.

Hamileliğin belirtileri nelerdir?

Yumurtlama sırasında olgunlaşan sağlıklı bir dişi yumurtasının erkek üreme hücresi olan sağlıklı sperm ile döllenmesi sonucunda rahim içine yerleştirilen bir embriyo oluşur ve böylece gebelik süreci başlar. Hamileliğin başlamasıyla birlikte hormon seviyesi değişir ve buna bağlı olarak kadın vücudunda birçok değişiklik meydana gelir. Gebelik belirtileri olarak da tanımlanabilecek bu değişiklikler, planlanmamış bir gebelikte göz ardı edilirken erken hamile kalmayı planlayan kişiler tarafından fark edilebilmektedir. Hamileliğin belirtileri nelerdir? Yumurtlama sırasında olgunlaşan sağlıklı bir dişi yumurtasının erkek üreme hücresi olan sağlıklı sperm ile döllenmesi sonucunda rahim içine yerleştirilen bir embriyo oluşur ve böylece gebelik süreci başlar. Hamileliğin başlamasıyla birlikte hormon seviyesi değişir ve buna bağlı olarak kadın vücudunda birçok değişiklik meydana gelir. Gebelik belirtileri olarak da tanımlanabilecek bu değişiklikler, planlanmamış bir gebelikte göz ardı edilirken erken hamile kalmayı planlayan kişiler tarafından fark edilebilmektedir. Kişiden kişiye farklı olarak ortaya çıkabilen bu belirtiler, hamilelik süreci boyunca haftadan haftaya değişmektedir. Gecikmiş adet döngüsü gebeliğin ilk belirtilerinden biri olsa da, hamileliğin erken döneminde meme hassasiyeti, kasık ağrısı ve dolgunluk, adet hissi gibi birçok farklı belirti fark edilebilir. Gecikmiş adet döngüsü ve meme hassaslaşması gibi belirtiler gebeliğin erken döneminde ortaya çıksa da bu kesinlikle hastanın gebe olduğuna dair bir gösterge değildir. Hamile olup olmadığınızı doğru bir şekilde belirlemek için bir hamilelik testi gereklidir. Mümkünse adet döneminizden en az 1 hafta sonra bu testi yapmanız daha faydalı olacaktır. Hamileliğin ilk belirtisi, kandaki beta hormonu hCG'nin (insan koryonik gonadotropini) seviyesinin artmasıdır. Bu hormon döllenmeden 7 gün sonra birikmeye başlar ve döllenmeden 14 gün sonra kan sayımlarında önemli bir artışa neden olur. Dişi üreme hücresi olan yumurtanın, spermin döllenmesi ile başlayan gebelik sürecinde kadın vücudunda birçok fizyolojik değişiklik meydana gelir. Her anne adayı, hormonal seviyelerdeki değişikliklerin neden olduğu gebelik semptomlarını fark edemez. Ayrıca semptomların yoğunluğu ve şiddeti kişiden kişiye değişebilir. Hamilelikte görülen bazı belirtiler şu şekilde sıralanabilir: İmplantasyon Kanaması: Döllenme sonrası oluşan embriyo bir süre sonra rahime tutunarak yerleşir. İmplantasyon olarak tanımlanan bu işlem sırasında lekelenme şeklinde kanamalar meydana gelebilir. Ayrıca bu dönemde deşarjı görebilirsiniz. Bu belirti, hamilelik planlayan bazı kişiler tarafından fark edilebilir. Göğüs hassaslaşması: Bir kişinin göğsündeki hormonal seviyelerdeki değişikliklere bağlı olarak ağrı, dolgunluk hissi ve hassasiyet ortaya çıkabilir. Karıncalanma hissi olarak da hissedilebilen bu duruma ek olarak meme yüzeyindeki damarlar da görünür hale gelir. Memeye artan kan akışına bağlı olarak ortaya çıkan bu durumun dışında hormonların salınmasına bağlı olarak meme büyümeye başlar. Ayrıca tıbben areola olarak tanımlanan meme başı etrafındaki halka daha koyulaşır ve meme uçları genişler. Vücut ısısında artış: Hormon düzeylerindeki değişikliklere bağlı olarak hamile kadınların vücut ısısı 1 derece artabilir. Bu, özellikle kişi uyanır uyanmaz aç karnına ölçüm yapılırken fark edilir.Kişiden kişiye farklı olarak ortaya çıkabilen bu belirtiler, hamilelik süreci boyunca haftadan haftaya değişmektedir. Gecikmiş adet döngüsü gebeliğin ilk belirtilerinden biri olsa da, hamileliğin erken döneminde meme hassasiyeti, kasık ağrısı ve dolgunluk, adet hissi gibi birçok farklı belirti fark edilebilir. Gecikmiş adet döngüsü ve meme hassaslaşması gibi belirtiler gebeliğin erken döneminde ortaya çıksa da bu kesinlikle hastanın gebe olduğuna dair bir gösterge değildir. Hamile olup olmadığınızı doğru bir şekilde belirlemek için bir hamilelik testi gereklidir. Mümkünse adet döneminizden en az 1 hafta sonra bu testi yapmanız daha faydalı olacaktır. Hamileliğin ilk belirtisi, kandaki beta hormonu hCG’nin (insan koryonik gonadotropini) seviyesinin artmasıdır. Bu hormon döllenmeden 7 gün sonra birikmeye başlar ve döllenmeden 14 gün sonra kan sayımlarında önemli bir artışa neden olur.

Dişi üreme hücresi olan yumurtanın, spermin döllenmesi ile başlayan gebelik sürecinde kadın vücudunda birçok fizyolojik değişiklik meydana gelir. Her anne adayı, hormonal seviyelerdeki değişikliklerin neden olduğu gebelik semptomlarını fark edemez. Ayrıca semptomların yoğunluğu ve şiddeti kişiden kişiye değişebilir. Hamilelikte görülen bazı belirtiler şu şekilde sıralanabilir:

İmplantasyon Kanaması: Döllenme sonrası oluşan embriyo bir süre sonra rahime tutunarak yerleşir. İmplantasyon olarak tanımlanan bu işlem sırasında lekelenme şeklinde kanamalar meydana gelebilir. Ayrıca bu dönemde deşarjı görebilirsiniz. Bu belirti, hamilelik planlayan bazı kişiler tarafından fark edilebilir.

Göğüs hassaslaşması: Bir kişinin göğsündeki hormonal seviyelerdeki değişikliklere bağlı olarak ağrı, dolgunluk hissi ve hassasiyet ortaya çıkabilir. Karıncalanma hissi olarak da hissedilebilen bu duruma ek olarak meme yüzeyindeki damarlar da görünür hale gelir. Memeye artan kan akışına bağlı olarak ortaya çıkan bu durumun dışında hormonların salınmasına bağlı olarak meme büyümeye başlar. Ayrıca tıbben areola olarak tanımlanan meme başı etrafındaki halka daha koyulaşır ve meme uçları genişler.

Vücut ısısında artış: Hormon düzeylerindeki değişikliklere bağlı olarak hamile kadınların vücut ısısı 1 derece artabilir. Bu, özellikle kişi uyanır uyanmaz aç karnına ölçüm yapılırken fark edilir.