Hamileliğin belirtileri nelerdir?

Yumurtlama sırasında olgunlaşan sağlıklı bir dişi yumurtasının erkek üreme hücresi olan sağlıklı sperm ile döllenmesi sonucunda rahim içine yerleştirilen bir embriyo oluşur ve böylece gebelik süreci başlar. Hamileliğin başlamasıyla birlikte hormon seviyesi değişir ve buna bağlı olarak kadın vücudunda birçok değişiklik meydana gelir. Gebelik belirtileri olarak da tanımlanabilecek bu değişiklikler, planlanmamış bir gebelikte göz ardı edilirken erken hamile kalmayı planlayan kişiler tarafından fark edilebilmektedir. Hamileliğin belirtileri nelerdir? Yumurtlama sırasında olgunlaşan sağlıklı bir dişi yumurtasının erkek üreme hücresi olan sağlıklı sperm ile döllenmesi sonucunda rahim içine yerleştirilen bir embriyo oluşur ve böylece gebelik süreci başlar. Hamileliğin başlamasıyla birlikte hormon seviyesi değişir ve buna bağlı olarak kadın vücudunda birçok değişiklik meydana gelir. Gebelik belirtileri olarak da tanımlanabilecek bu değişiklikler, planlanmamış bir gebelikte göz ardı edilirken erken hamile kalmayı planlayan kişiler tarafından fark edilebilmektedir. Kişiden kişiye farklı olarak ortaya çıkabilen bu belirtiler, hamilelik süreci boyunca haftadan haftaya değişmektedir. Gecikmiş adet döngüsü gebeliğin ilk belirtilerinden biri olsa da, hamileliğin erken döneminde meme hassasiyeti, kasık ağrısı ve dolgunluk, adet hissi gibi birçok farklı belirti fark edilebilir. Gecikmiş adet döngüsü ve meme hassaslaşması gibi belirtiler gebeliğin erken döneminde ortaya çıksa da bu kesinlikle hastanın gebe olduğuna dair bir gösterge değildir. Hamile olup olmadığınızı doğru bir şekilde belirlemek için bir hamilelik testi gereklidir. Mümkünse adet döneminizden en az 1 hafta sonra bu testi yapmanız daha faydalı olacaktır. Hamileliğin ilk belirtisi, kandaki beta hormonu hCG'nin (insan koryonik gonadotropini) seviyesinin artmasıdır. Bu hormon döllenmeden 7 gün sonra birikmeye başlar ve döllenmeden 14 gün sonra kan sayımlarında önemli bir artışa neden olur. Dişi üreme hücresi olan yumurtanın, spermin döllenmesi ile başlayan gebelik sürecinde kadın vücudunda birçok fizyolojik değişiklik meydana gelir. Her anne adayı, hormonal seviyelerdeki değişikliklerin neden olduğu gebelik semptomlarını fark edemez. Ayrıca semptomların yoğunluğu ve şiddeti kişiden kişiye değişebilir. Hamilelikte görülen bazı belirtiler şu şekilde sıralanabilir: İmplantasyon Kanaması: Döllenme sonrası oluşan embriyo bir süre sonra rahime tutunarak yerleşir. İmplantasyon olarak tanımlanan bu işlem sırasında lekelenme şeklinde kanamalar meydana gelebilir. Ayrıca bu dönemde deşarjı görebilirsiniz. Bu belirti, hamilelik planlayan bazı kişiler tarafından fark edilebilir. Göğüs hassaslaşması: Bir kişinin göğsündeki hormonal seviyelerdeki değişikliklere bağlı olarak ağrı, dolgunluk hissi ve hassasiyet ortaya çıkabilir. Karıncalanma hissi olarak da hissedilebilen bu duruma ek olarak meme yüzeyindeki damarlar da görünür hale gelir. Memeye artan kan akışına bağlı olarak ortaya çıkan bu durumun dışında hormonların salınmasına bağlı olarak meme büyümeye başlar. Ayrıca tıbben areola olarak tanımlanan meme başı etrafındaki halka daha koyulaşır ve meme uçları genişler. Vücut ısısında artış: Hormon düzeylerindeki değişikliklere bağlı olarak hamile kadınların vücut ısısı 1 derece artabilir. Bu, özellikle kişi uyanır uyanmaz aç karnına ölçüm yapılırken fark edilir.Kişiden kişiye farklı olarak ortaya çıkabilen bu belirtiler, hamilelik süreci boyunca haftadan haftaya değişmektedir. Gecikmiş adet döngüsü gebeliğin ilk belirtilerinden biri olsa da, hamileliğin erken döneminde meme hassasiyeti, kasık ağrısı ve dolgunluk, adet hissi gibi birçok farklı belirti fark edilebilir. Gecikmiş adet döngüsü ve meme hassaslaşması gibi belirtiler gebeliğin erken döneminde ortaya çıksa da bu kesinlikle hastanın gebe olduğuna dair bir gösterge değildir. Hamile olup olmadığınızı doğru bir şekilde belirlemek için bir hamilelik testi gereklidir. Mümkünse adet döneminizden en az 1 hafta sonra bu testi yapmanız daha faydalı olacaktır. Hamileliğin ilk belirtisi, kandaki beta hormonu hCG’nin (insan koryonik gonadotropini) seviyesinin artmasıdır. Bu hormon döllenmeden 7 gün sonra birikmeye başlar ve döllenmeden 14 gün sonra kan sayımlarında önemli bir artışa neden olur.

Dişi üreme hücresi olan yumurtanın, spermin döllenmesi ile başlayan gebelik sürecinde kadın vücudunda birçok fizyolojik değişiklik meydana gelir. Her anne adayı, hormonal seviyelerdeki değişikliklerin neden olduğu gebelik semptomlarını fark edemez. Ayrıca semptomların yoğunluğu ve şiddeti kişiden kişiye değişebilir. Hamilelikte görülen bazı belirtiler şu şekilde sıralanabilir:

İmplantasyon Kanaması: Döllenme sonrası oluşan embriyo bir süre sonra rahime tutunarak yerleşir. İmplantasyon olarak tanımlanan bu işlem sırasında lekelenme şeklinde kanamalar meydana gelebilir. Ayrıca bu dönemde deşarjı görebilirsiniz. Bu belirti, hamilelik planlayan bazı kişiler tarafından fark edilebilir.

Göğüs hassaslaşması: Bir kişinin göğsündeki hormonal seviyelerdeki değişikliklere bağlı olarak ağrı, dolgunluk hissi ve hassasiyet ortaya çıkabilir. Karıncalanma hissi olarak da hissedilebilen bu duruma ek olarak meme yüzeyindeki damarlar da görünür hale gelir. Memeye artan kan akışına bağlı olarak ortaya çıkan bu durumun dışında hormonların salınmasına bağlı olarak meme büyümeye başlar. Ayrıca tıbben areola olarak tanımlanan meme başı etrafındaki halka daha koyulaşır ve meme uçları genişler.

Vücut ısısında artış: Hormon düzeylerindeki değişikliklere bağlı olarak hamile kadınların vücut ısısı 1 derece artabilir. Bu, özellikle kişi uyanır uyanmaz aç karnına ölçüm yapılırken fark edilir.

Tüp Bebek Yöntemleri

Tüp bebek, doğal yollarla gebeliğin mümkün olmadığı durumlarda uygulanan ve başarı oranı oldukça yüksek olan bir gebelik metodudur. Yöntem temel olarak annenin yumurtasını ve babanın spermini, laboratuar ortamında birleştirmek suretiyle döllenmeyi mümkün kılmak üzerine kuruludur. Laboratuar ortamında döllenme gerçekleştirildikten sonra, yapılan tıbbi incelemeler de göz önünde bulundurularak, döllenmiş yumurtanın ana rahmine yerleştirilmesi şeklinde uygulama gerçekleştirilmektedir.tüp bebek tedavisi, tüp bebek tedavisi yapımı, tüp bebek nasıl yapılır

Tüp bebek yönteminde başarı oranları için genel gebelik oranlarına göz atmak doğru olacaktır. Genel manada bir çiftin birlikteliği sonucu hamileliğin gerçekleşme ihtimali % dolaylarında seyretmektedir. Bu oran bütün hamilelikler göz önüne alınarak ortya konulmuş istatistiki bir veridir. Bu oran tüp bebek yöntemiyle P’lere çıkabilmektedir. Tabi bu noktada bazı detaylar da göz önünde bulundurulmalıdır. Bu detayların başında sayılması gereken husus, doğru laboratuar ve uzman kişiler vasıtasıyla işlemin gerçekleştirilmesidir. Bunun dışında 30 yaş altı kişilerde oran daha da yükselecektir. 35 yaş üzerinde ise   lere inecek olan oran 40 yaşından sonra   oranında hamileliği mümkün kılabilmektedir.

Tüp bebek yöntemi, 2 değişik metodla gerçekleştirilebilmektedir. 1. Si doğal yollarla meydana gelen döllenmedir ki bu durumda yapılan uygulama, sperm ve yumurtanın aynı ortamda tutulması ve döllenmenin beklenmesine dayalıdır. 2. Yöntem ise hem başarı oranı yüksek hem de günümüzde en sık kullanılan yöntem olan mikroenjeksiyon yöntemidir. Mikroenjeksiyon yönteminde adından da anlaşılacağı üzere, uygulama spermin yumurtaya enjekte edilmesi şeklinde uygulanmaktadır. Bu durumda ortaya çıkan pozitif bir detay da, istenilen spermin yumurtaya enjekte edilmesi olacaktır. Laboratuar ortamında gerekli test ve anilezler yapıldıktan sonra en verim alınabilecek sperm bulunur ve enjeksiyonda bu sperm kullanılır. Bu işlem ayrıca daha önceden herhangi bir sakatlığı buluan çocukları olan kişilerde de kullanılabilmektedir. Bu noktada sakat olan çocuğun anatomik yapısı incelenir ve o çocuğa en uyacak genotipte bulunan sperm bulunarak döllenme o spermle gerçekleştirilir. Bu sayede dünyaya gelecek yeni birey kardeşine oldukça benzeyen genetik özelliklere sahip olacaktır ve organ nakli için gerekli alt yapı hazır hale gelecektir.

Anne Sütünün Önemi

Yeni doğan bebekler için hiç kuşkusuz sağlıklı beslenmede en önemli besin öğesi anne sütüdür. Bu sebepten anne sütünü sıradan basit bir sıvı olarak düşünmemek gerekir. Sağlıklı ve yeteri kadar süt veren bir annenin bebeğine altı ay boyunca kendi sütünden başka ekstra olarak başka bir besin vermesine ihtiyacı yoktur. Anne sütünün içerisinde bulunan vitaminler ve mineraller bebeğin düzgün gelişimini sağlaması için oldukça önemlidir. Anne sütü, yeni doğan bebeklerin hepsinin altı ay boyunca tüketmesi gereken bir besindir. 1980lerden sonra anne sütünün yerini yavaş yavaş suni mamalar ve inek sütleri de alsa günümüzde yapılan her yeni araştırma anne sütünün bir pozitif yönünü daha saptamaktadır.anne sütü, anne sütünün önemi nedir, anne sütü neden önemliÖncelikle anne sütünde bulunan maddelerden olan proteinlerin bebeğin midesinde hazım işlemi oldukça basittir. Pastorize edilmiş inek sütlerinde ise bu işlem daha zordur. Bu sütler, iyi kaynatılıp dezenfekte edilmediği sürece bebeklerde alerjiye ve kansızlığa neden olabilir. Yine sadece anne sütünde bulunan laktofferin maddesi sayesinde bebeklerin bağırsaklarında oluşan mikropların çoğalması engellenir ve vücut için çok önemli olan demir maddesinin emilimi kolaylaşır. Suni mamalar ve inek sütünde bu madde bulunmamaktadır.

Yeni doğan bebeklerin anne sütü ile beslendikleri taktirde, suni gıdalar ve inek sütü ile beslenen bebeklere göre daha az ishal oldukları kanıtlanmıştır. Bunun nedeni ise bebek için önemli bir enerji kaynağı olan laktoz maddesinin anne sütünde daha fazla bulunması ve bebeğin bağırsaklarında daha işlevsel olarak görev yapmasıdır. Anne sütünde bulunan kalsiyum, fosfor gibi bir takım mineraller dengeli bir şekilde bulunduğu halde inek sütlerinde bu denge bulunmamaktadır. Bazı maddeler çok, bazıları ise bebek için az miktardadır. Anne sütünde bulunan yağ, inek sütünde bulunan yağa göre oldukça kaliteli ve sağlıklıdır. Bu yağ içerisinde bulunan linoleik asit vücut içerisinde çocuğun gelişimini hızlandırmakta ve ciltte nemlenme işlemini sağlamaktadır. Fakat linoleik asit sadece anne sütünde bulunmaktadır.

Anne sütünün yararı sadece bebek için değil anne içinde bulunmaktadır. Düzenlenen bir takım istatistiki bilgilere göre bebeklerini emziren annelerin emzirmeyenlere göre meme kanserine yakalanma oranı daha düşüktür. Bebek doğduktan sonra, üç saat içerisinde mutlaka emzirilmelidir. Bu sayede anne sütünün gelmesi kolaylaşır ve hızlanır. Yeni doğan bebeklerde böbrekler tam randımanlı faaliyet gösteremediği için anne sütü de fazla bulunan tuzu atmada yardımcı olmaktadır.

Uzmanlara göre kesinlikle bebeğiniz doğduktan sonra ilk altı ay boyunca onu anne sütüyle beslemeniz gerekmektedir.

Anne Sütü Arttırmada Yardımcı Olan Şifalı Bitkiler

Yukarıda anne sütünün ne kadar yararlı ve bebeğin ihtiyacı olduğundan bahsettik. Fakat ne yazık ki, bazı annelerde anne sütü bebeğinin ihtiyacına tam olarak karşılık verememektedir. Bunun için aşağıda sıraladığımız üç bitkiden faydalanarak sütünüzün hacmini ve içeriğini arttırma şansınız mümkündür.

Anason : Anason anne sütünü arttırıcı özelliğe sahiptir ve gün içerisinde 1 grama kadar gönül rahatlığıyla alınabilir. İçerisinde %1 ila %2 oranında anason bulunan çayı ise gün içerisinde 2 veya 3 bardak olarak tüketilebilir. Anason, hem anne sütünün miktarını arttırır hem de gaz giderici bir madde olduğu için anne ve bebeği rahatlatır.

Sütotu : Sütotu bitkisi de anne sütünü arttırıcı özellik göstermektedir. Bir çay kaşığı sütotu bitkisinin üzerine bir bardak kaynar su dökülür ve yaklaşık 10 dakika demlenmesi beklenip süzülür ve taze taze tüketilir. Çaya şeker yerine bal atılması daha sağlıklıdır.

Rezen Meyvesi : Toz olarak aktarlardan kolaylıkla temin edebileceğiniz rezeneden 1 gramlık haplar yapılarak gün içerisinde üç defa alınır. Hap yapmak için, bal, leblebi unu ve meydan balından yararlanılır.

Gebelik Öncesi Sağlık İçin Beslenme Tavsiyeleri Nelerdir?

Bir çocuk sahibi olmak neredeyse her ailenin en büyük istekleri arasında yer almaktadır. Doğumundan itibaren pek çok sorumluluğunu alacağınız bir bebeğin elbette doğumdan önce de bizi ilgilendiren bazı sorumlulukları olmaktadır. Bunlardan bir tanesi de hamilelik yani gebelik öncesi beslenme alışkanlıklarıdır. Eğer bir anne olmayı düşünüyorsanız henüz çocuğunuz rahme düşmeden dikkat etmeniz gereken pek çok besin önerisi mevcuttur. Sahip olmayı istediğiniz ise bebeğinizin omurilik gelişiminde büyük etkisi olan folik asit kesinlikle tüketilmesi diyetinize eklemeniz gerekenler arasında yer almaktadır. Folik asiti alabileceğiniz besinler ise karaciğer, yeşil yapraklı sebzeler, yağlı tohumlar ve kuru baklagillerdir.gebelik öncesi beslenme, gebelik öncesinde nasıl beslenilmeli, gebelik beslenme tavsiyeleri

Bunun yanında bir çok annenin hamilelik sırasında demir eksikliğinden kaynaklı rahatsızlıklara sahip olması sebebiyle henüz gebe kalmadan demir eksikliğine karşı önlemleri almak gerekmektedir. Bebeğiniz gelişimi sürecinde hücrelerindeki demir eksikliğini gidermek için sizin demir moleküllerinizi kullanmakta ve bu da genç annelerde anemi, yorgunluk ile halsizlik olarak kendini gösterir. Gebelikte demir eksikliğinin önüne geçmek için şimdiden kümes hayvanları, kırmızı et, kuru üzüm, yumurta ile kuru baklalar gibi besinlere ağırlık vermeniz gerekir. Özellikle C vitamini içeren meyve ile sebzeler de aldığınız demirin çok daha aktif değerlendirilmesini sağlamaktadır. Hamilelik sırasında ise kilo almaktan korksanız da diyet ve ya kilo düşürücü listeleri kullanmanız bebeğinizin sağlığı için riskli olabilir. Aynı zamanda çok fazla kilo almak da bebeğinizin sağlığı için zararlı olmaktadır. Çeşitli uzmanlara göre 10-15 kilo aralığında bir artış normal karşılaşılıyor.

Yine de bu artışı kontrol altında tutmak isterseniz tam yağlı besinler yerine az yağlı ya da yağsız olanları tercih edebilir ve kızarmalar yerine fırında yahut ızgara yemekleri tüketebilirsiniz. Şeker, tuz ile hamur işleri uzak durmanız gerekenler arasındadır. Spor yapmanın gerek hamilelikte gerekse de genel yaşantınızda çok önemli bir yeri olduğunu unutmadan gebelik öncesi vücudunuzu hazır hale getirmek için bir doktor danışmanlığında spor programınızı da ayarlamanız gerekir.

Çocuğumuza Nasıl Davranmalıyız?

Çocuğumuz için davranış şekilleri;

0 – 12 ay için:

İlk birkaç ay için bebeğin ağladığı anlarda anında tepki vermeliyiz

Sık sık bebeği kucaklayıp sevgi göstermeliyiz

Emzirmeliyizçocuklara yaklaşım, çocuklara nasıl davranılmalı, çocuklara yaklaşım nasıl olmalı

Dokunma, okşama ve masaj yapmalıyız

Kaşığı tutmasına ve ağzına götürmesine izin vermeliyiz

İlk önce evi hazır hale getirdikten sonra evdeki eşyalar ile ilgilenmesine izin vermeliyiz

Kuralları açıklayarak sık sık hatırlatmalıyız.

Örnek olarak; burada kaşıklar var istersen bunlarla oynayabilirsin veya bebeğim kendi kaşığını tutabiliyor, aferin ona. Diyerek bebeğimize kendisine olan güven duygusunu verebiliriz.

12 – 36 ay için:

Oyuncakları ile oynadıktan sonra oyuncaklarını toplamasını isteyebilirsiniz.

Kendi kendine yemek yemesini isteyebilirsiniz.

Tuvaletini söylemesini veya yapmasını isteyebilirsiniz.

Çocuğunuzun kendi kendisine giyinmesine izin verebilirsiniz.

Odasını toplama sorumluluğunu öğretebilirsiniz

Özgüven önemli bir husustur. Ancak bilinmesi gereken bir kavram daha varsa bu da özsaygıdır. Kendisine ve çevresine saygılı olan çocuğun özgüveni de yerindedir. Özsaygıyı ve özgüveni çocuğa verebilecek ilk kişi annedir. Bu iki önemli kavramı çocuğunuza vererek hayatta önemli adımlar atmasına yardımcı olabilirsiniz. Çocuğun örnek aldığı kişi anne olduğu için, bebeğin gelişim sürecinde en çok annenin davranışı önemlidir. Yukarıda belirtilen maddelerde çocuğunuza doğru davranabilirsiniz. Sizin doğru davranmanız çocuğunuzun doğru hareket etmesine ve özgüveninin oluşmasına katkı sağlar. Özetleyecek olursak çocuğa basit sorumluluklar vererek çocuğunuza mücadele ruhunu verebilirsiniz. Bu sayede başarma azmini göreceksiniz.

Çocuklar Ve Bayram

Bayram söz konusu olduğunda, biz yetişkinler “Eski bayramlar nerede” diyerek başlıyoruz. Eski bayramları özlüyoruz, hatırlıyoruz.

Çocuklarımızın eski bayramın sevincini ve heyecanını yaşayamayacağından şikayet ediyoruz. Peki, çocuklarımıza neşe ve heyecan yaşatmak için ne yapabiliriz?

Aslında, bunu düşünürken çocukluğumuz aklına gelsin. Ne için mutlu oluruz, onları hayatta tutmaya çalışalım mı?çocuk çağında bayram, bayramların çocuklara etkisi

Ziyafetten önce çocuğumuzla alışverişe gidin. “Bayramlık” çocuklar için çok değerli bir elbise. Gelişiminin çocuğunuzla alışverişe çıkması ve onun fikrini alması da çok değerlidir.

Tatil sırasında, çocuğunuzun sevdiklerine vermek için küçük hediyeler hazırlamasını sağlayabilirsiniz. Bu hediyeleri dışarıdan almanıza gerek yoktur, satın almasanız bile, çocuğunuzla evde yapsanız çok daha iyi olur. Bu hediye, gözyaşı macunu ile yapılmış küçük bir resim olabilir. Önemli olan bunu çocuğunuzla yapmaktır.

Evdebayramlık bir hazırlığınız varsa, çocuğunuzun yaşına ve gelişimine göre bu hazırlık sürecine dahil etmek yararlıdır.

bayram için temizlik sırasında hamur işi börek yaparken, anne ve babanızın toz alarak veya sizi destekleyerek ebeveynliklerini paylaşması çok önemlidir.

Bayram için yiyecek,bayram için  çikolata, bayram için kolonya vb. İçin alışveriş yaparken çocuğunuzun size eşlik etmesi önemlidir.

Çocuğunuza bayram ziyaretinin ne anlama geldiğini söyleyin. Çocuğunuzun yaşı ve gelişimi uygunsa, size gelen misafirlere ona şeker ve çikolata tutma görevi verebilirsiniz.

Ona gençlerin bayramlarda büyüklerin elini öptüğünü söyle. Gittiğiniz bayram ziyaretleri sırasında büyüklerin elini öperek çocuğunuz için bir model olabilirsiniz.

Herkese mutlu bayramlar

Menopoz Nedir ve Belirtileri Nelerdir?

Özellikle ülkemizde yaş olarak menopoz dönemi net değildir. Ancak ülkemiz kadınlarında menopoza yakalanma yaş aralığı 40 ve 55 yaşlardır.

Menopoz kısa ve net olarak adetlerin tamamiyle yok olması bir daha gerçekleşmemesi olayıdır. Kadınlarda yumurtalık bir süre sonra aktivitesini yitirir ve bu sebeple adet görülmeme olayı gerçekleşir. Bir kadının menopoz olup olmadığının teşhisi 12 ay süresince yani 1 sene boyunca adet görmemesi durumunda konulmaktadır. Bu süre içerisinde farklı bir sebep adet olmamaya engel olmamalıdır. Mesela buna emzirme örnek olarak gösterilebilir.menopoz nedir, menopoz belirtileri, menopoz belirtisi nedirKelime anlamı menopozun son adet anlamına gelir. Genellikle görülen yaş grubu 45-55 arasıdır. Menopozun birçok belirtisi vardır. Bunlar; ateş basması, sık sık terleme, anımsama güçlükleri, psikolojik sorunlar, kemik yoğunluğunun azalması, ciltte incelme, meme dokusu kayıpları, cinsel ilişkide ağrı, tuvalete zor yetişme sık idrara çıkma olarak sıralayabiliriz. Tabi adet düzensizlikleri görülmesi yada aniden adet kesilmeleri görülebilir. Bazı kadınlar aylık adetlerini gördükten sonra hiçbir bulgu olmadan da menopozu geçirebilirler.

Bir sene boyunca adet görülmeme durumu da diyebiliriz menopoza. Bu kısa dönemlerde değişiklikler orta veya ciddi düzeylerde oluşabilir. Uykusuzluk ile sinirlilik halleri psikolojik bunalımlara sebebiyet verebilir. Hissedilmeyen değişiklikler de meydana gelir.

Osteoporoz ve kalp hastalıkları bunlara örnektir. Görülen belirtileri kesmek için replesman tedavisi-HRT- ile mümkündür. HRT uygulamaları ilaç, buruna sıkılan spreyler veya cilde sürülen kremler ile yapılabilir. Hasta belirtilerden kendisi “menopoza giriyorum” demeden önce doktora gitmelidir. Çünkü kanser veya başka hastalıkların olma ihtimali de vardır.

Hamileliğin 11.Haftasında Bebeğin Durumu

Hamilelik takvimi yazı dizimizde bir önceki yazımızda hamilelikte 1o.hafta hakkında detaylı bilgi vermiştik.

Hamilelik hesaplama net olarak bu yazımızda ise hamilelikte onbirinci hafta başlığı altında ”hamileliğin 11.haftası, hamilelikte hafta hafta bebeğin gelişimi, hamilelik takvimi” gibi aramalara cevap vermeye çalışacağız.

Hamilelikte 11.Hafta (Hafta hafta hamilelik )

Tabi öncelikle hamileliğin 11.haftasında bebeğinizin durumuna göz atacağız.

Hamileliğin 11.haftasında bebeğiniz:hamileliğin 11.haftası, hamilelikte bebek gelişimi, anne karnında bebek gelişimi

11.Haftada bebeğіnіz 1.25 cm, bir inсir boyutunda ve içеridе çok meşgul. Saç kökleri büyüyor, tırnakları uzuyor eğer kız ise yumurtalıkla büyüyor. Elleri ve kolları son haline yаkın kulakları, burun delikleri açılıyor, dili, ağzındaki palate ve görünür meme uçları var. Ayak ve ellerinde parmakları var artık ağ şeklinde birbirine yapışık dеğillеr.

Hamilelikte onbirinci hafta | Hamilelikte hafta hafta bebeğin gelişimi

Hamilelikte 11.haftada sizin durumunuz:

Anne adayı:

Artık ѕabah bulantılarınız gidiyor ve іştahınız bebeğinize daha fazla bеsin vermek üzere artıуor. Fakat iki kişi için yiyorsunuz diye abartmayın: gebelik sırаsındа kilo alımında sağlıklı olаcаk besinlerden tüketmeliѕiniz ve abur cuburu kesmelisiniz. Size аkıllıcа atıştırma tavsiyeleri: obur gіbі davranmaktansa atıştırarak yiyin vе bezelye, kızarmış yiyecekler, soda ve şekerli ürünler vb. Hayatınızdan bir süreliğine de olsa çıkarmaya çalışın böylece abdominal distansyоnu ve gazı azaltmış olacakѕınız (progesterone’un yаvаşlаttığı sindirim ve büyüyen uterusun neden olduğu).

Hamileliğin 11.Haftası | Hamilelik Takvimi

Bu dönemde karnınız hala gözükmeѕe dе kendinizi hamіle hiѕѕediyorѕunuz. Hala уorgunluk ve sabah bulantısından şikayеtçiysеniz, merak etmeyin 1-2 hafta içindе bu rahatsızlıklar аzаlаcаk.

Hamilelikte 11. Hafta – Sаç-tırnаklаr

Sаç ve tırnakların hızlı uzaması bu haftada farkedіlen bir değişikliktir. Pеk çok kаdın іlk üç aylık dönemin sonuna kadar bunu fark etmezler ama saç ve tırnakların hızlı uzamaѕı 11. haftadan başlar. Hormon seviyelerinin artmasından dolayı saçlar hızla uzar aуrıca rengi dе parlaklaşabilir.

Hamilelikte 11. Hafta | Hafta hafta Hamilelik

Ayrıntılı ultrason

Hamilelikte hafta hafta bebeğin gelişiminde bu haftanın ortaları muhtemelen doktorun annе adaylarını tеkrar kontrollere çаğırdıklаrı dönemdіr. Amaç bebeğin ayrıntılı gelişimini izlеyеbilmеktir (1.trimeѕter tarama – ayrıntılı ultrason). Oluşmuş olabilecek bir takım anomaliler de saptanabilir. Ayrıca yinе аynı ultrason ile bebeğin enѕe kalınlığı (NT- nuchal translucency) ölçülecek, аynı gün verilen kan testi ile ikili tarama testi (halk arasında zеka teѕti, aѕlında dоwn sеndromu ve trizоmi 18 taramasıdır) yaрılacaktır. Bebeğіn ense kalınlığı, ultrasоnоgrafide bebeğin boynunun arka kısmında kоyu renklі olаrаk görünen kısmı anlatmak için kullanılan bir terіmdіr. Başta down sendromu ve trizomi 18 gibi kromozom anomalіlerі іle artmış ense kalınlığı arasında sıkı bir іlіşkі оlduğu bіr çok çalışma ile kanıtlanmıştır. Bunun yanında bеbеğin ѕahip olduğu bir takım kalр, böbrek ve akcіğer hastalıklarında da ense kalınlığının artmış olacağı bilinmektedir.

Hamileliğin 11.Haftası | Hamilelik Takvimi

Zeka testi (ikili test)

İkili test, -sık görülen kromozom anomalilerinden olan- trizomi 21 (down sendromu) ve trizоmi 18’li bebek doğma ihtimalinin yüksek olup оlmadığını bеlirlеmеyе yarar.

Böylece hаngi hamilеlеrdе yüksek maliyеtli vе bebek açısından rіsklі olаbilecek tanı testlerіnіn yаpılаcаğı saptanmış оlur. Anne adaylarının ayrıntılı bilgiуi doktorlarından almaları uygundur.

Hamilelikte 11.hafta hakkında önemli bilgiler paylaştığımız bu yazının da sonuna geldik.

Hafta hafta hamilelik yazı dizimize Hamilelikte 12.hafta ile devam edeceğiz.

Hamilelikte Cinsellik ve Gaz Sancısı

Hamilelik döneminde yanlış algılanan cinsellik bebeğime zarar verir yaklaşımı yanlış bir yaklaşımdır. Doktora gidildiğinde özellikle sorulmak istenipte bir türlü sorulamayan bir sorudur cinsellik.hamilelikte cinsellik, hamilelikte gaz sancısı, hamilelikte yaşanan sorunlar Eşlerde hamilelik döneminde cinsel ilişki doktorlar tarafından pek önemsenmez, sadece riskli durumlarda göz önünde bulundurulan bir problem olarak değerlendirilebilir. Doktorunuz tarafından riskli olabilecek bir durum oluşturursa sizlere bilgilendirme yapılır ve bir süre cinselliğe ara verilir. Onun dışında normal bir doğum süreci yaşıyor ve hiç bir problem görünmüyorsa cinsel hayatınızı normal bir şekilde sürdürebilirsiniz.

Hayatınızın her döneminde olduğu gibi hamilelik dönemindede yeme alışkanlığını düzenli olarak uygulamanız gerekmektedir. Az az ama sık sık yiyin diye defalarca duymuşsunuzdur. Yine hamilelik döneminizde gaz sancısı ve diğer sorunlar ilgilide yeme alışkanlıklarımız ön plana çıkıyor. Az ama sık sık yemek yiyin. Yine yiyeceklerinizi bir çırpıda yutmayın iyice çiğneyin sonra yutun, yemek varken ağzınızda konuşmayın, yemek yediğiniz esnada su içmekten kaçının ama yemek aralarındada bol bol su tüketin. İçeceğiniz suyun bardakta olmasına dikkat edin, pipet, şişe vb. kullanmayın. Kıyafet seçiminizi bol olarak kullanın. Soda içmeyin veya karbonatlı içecekler. Sakız çiğnememeye dikkat edin çünkü gaz sorunana neden olabilir. Yine aynı şekilde özellikle sigara gaz sorununa yol açabilir. Alkolde aynı şekilde.

Gaza neden olacak diğer besinleri ise, yağlı ve kızartılmış yiyecekler, mercimek, kavun, karpuz, soda, elma, erik, bezelye, lahana, soğan, nühut, salatalık, baharatlar, turp, süt, leblebi, kuru fasulye diye sıralayabiliriz. En azından gaz sorunundan ciddi olarak şikayetçi iseniz bu gıdaları az tüketebilirsiniz.

Gaz soruna ne iyi gelir, yürüyüş yapmak, hareket etmek.

Kanserli Anne Emzirebilir Mi?

Akılları meşgul eden bu sorunun birçok kişi tarafından sorulmasının en büyük sebeplerinden biri de kanser konusundaki eksik bilgiden kaynaklanır. Kanserin bulaşıcı bir hastalık olduğu düşüncesi, bu tarz soruların oluşmasında büyük etken taşır. Kanserli bir anneden süt yoluyla bebeğe kanser geçirmez ancak, kanser ve emzirme konusuyla ilgili tek kafa meşgul edici konu bu değil. Bebeğin, meme kanseri bir annenin sütünü emek istemeyeceği ile ilgili bir inanç vardır. Her ne kadar bu konunun “istek” gibi bir duygudan çok daha farklı nedenleri olsa da tamamen asılsız sayılmaz. Habis dokunun gelişmesiyle birlikte sütün tadı değişebilir ya da süt azalabilir, bu durumlarda bebek dolaylı yoldan anne sütü emmeyi bırakabilir, ya da bırakmak durumunda kalabilir.kanserli annenin bebek emzirmesi, kanserli emzikli anne

Peki kanser şüphesi taşıyan ve tanı aşamasında çeşitli işlemlere maruz kalan annenin emzirmesi doğru mudur?

Kanser tanısında kullanılan, iğne aspirasyonu ve galaktografi gibi, örnek alımına yarayan ancak kesi ya da doku çıkarma gibi işlemler içermediği için süt kanallarını ve sütün güvenliğini etkilemez. Biyopsi ise farklı bir konu olarak ele alınabilir. Biyopside doku alınması durumu söz konusu olduğundan, doku örneğinin alındığı bölgeye göre değişiklik gösterebilecek olmakla birlikte, süt dokusunu zedeleyerek, süt üretimini azaltabilir. Buna ek olarak, biyopsiyle ilgili olarak gelişme ihtimali olan yara ya da enfeksiyon da süt üretimini olumsuz olarak etkileyebilir.

Röntgen, BT, mamografi, MRG gibi tanı yöntemleri, radyoaktif madde anne veya bebeğin dokuları tarafından emilmedikleri için güvenlidirler, süt üretimini ve emzirmeyi olumsuz yönde etkilemezler.

Kemoterapi süte zarar verir mi? 

Aktif kanser tedavisi gören bir annenin emzirmesi tehlikeli sayılır. Kemoterapi gören bir annenin emzirmesi, zehirli maddeler doğrudan süte geçecekleri için kesin bir şekilde yasaklanmıştır. Kemoterapi tedavisi sona ermiş olan bir anne, kullandığı ilaçlar da göz önünde bulundurularak yeniden emzirmeye başlayabilir.

Radyasyon alan bir meme, bu tedaviden tahribat görebileceği için sütün azalması ya da dokuların zedelenmesi gibi durumlar söz konusu olabilir ancak radyasyon almayan meme güvenlidir.

Bu bilgilere ek olarak, emzirmeyi durdurmak bir annenin fiziken daha güçlü olacağı anlamına gelmez. Aksine anneyi böyle duygusal bir bağdan mahrum etmek ruhsal durumunu etkileyebilir. Ayrıca, emzirmek meme kanserinin nüks etme riskini artırmaz.