Hastalıkları Görüntüleme Yöntemleri Nelerdir?

Doktorlarımız hastalıklarımızı görüntüleme yöntemleri sayesinde net olarak bir açıklamaya kavuşturmaktadır. Hastalığın belirtileri hangi hastalık olursa olsun kendini gösterse bile ellerinde ispatları olmadığı sürece teşhis koyamamaktırlar. Özellikle itle ve tümörlerde belirti göstermeyen semptomlar olduğunda yöntemler doktorların ellerindeki tek hastalık belirtisi olarak bulunmaktadır. Bu uygulamalar sayesinde istediğiniz doktora gidip hastalığının teşhisi için öneriler alabilirsiniz. Görüntülemede esas kolay yoldan hastalığın geçiş noktalarını görebilmektir. Belki sizin şikâyetiniz hissettiğiniz yerde olmayabilir. Vücutta bazı ağrılar başka yerlere de vurabilir. Hasta ağrıyan yerinde olan hastalığı anlatırken sorun başka organdadır.hastalıkları görüntüleme yöntemleri, hastalık görüntüleme yöntemi zararları

Görüntüleme Yöntemleri Zararlı mıdır?

Röntgen muayenesi hastadan öncelikle istenilen çok bir ayrıntısı olmayan görüntülerdir. Röntgene ek olarak ultrason ve bilgisayarlı tomografi eklenerek görüntünün ettiği açığa çıkarılmaktadır. Eğer ki kitlesel bir sorununuz var ise manyetik rezonans tomografisi nükleer tıp yöntemleri uygulanarak hastanın kitle ya da tümörünün yeri net olarak tespit edilmektedir. Kalp damar sisteminde anjiyografi yöntemleri uygulanarak kişinin damar sağlığı bir açık kapalı olan damarları açıkça gözlemlenmektedir. Kişiye uygulanacak anjiyo tedavisinin çapını belirlemektedir. Çok fazla görüntüleme yöntemleri kullanmak vücuda zarar verebilir. Ancak hastalığını size daha çok zarar veriyorsa bu yöntemleri kullanmak zorundasınızdır. Nükleer tıp yöntemlerinde hastaya ilaç verilerek tümörün aydınlanması sağlanmaktadır. Burada teşhis nettir yalnız tümörün iyi ya da kötü huylu olduğunu Doktor tümörü çıkartmadan bilemez. Anjiyoloji görüntülemede davar içerisine gönderilen sıvılar tıkanmış duvarlarda kalarak gösterilen belirtinin yerini tespit etmektedir. Müdahaleyi kolaylaştıran bu yöntemde hastanın damarları açılarak iyileşmesi sağlanmaktadır. Manyetik rezonans en zararsız olan görüntüleme şeklidir emar olarak bilinen bu görüntülemede daha çok beyin bebeğin içindeki dokuları incelemek için kullanılmaktadır. Çoğunlukla radyo frekansları ile çalışan bu görüntüleme yöntemleri radyasyon yaymadığı için kişilere zarar vermemektedir. X ışını dediğimiz radyasyon olmadığından dolayı hamilelerde ve bebeklerde ultrasonografik kullanılarak gelişim izlenmektedir. Teknolojiye ne kadar sahip çıkılırsa tıp da o kadar kendini yenilemeye devam etmektedir. Zararsız olan her şeyi insana verebilen teknoloji dalında kullanılan her tekniğe açık olarak ilerlemektedir.

Meme Kanseri Hakkında Bilinmesi Gerekenler

Meme hücrelerinde başlayan ve akciğer kanserinden sonra dünyada karşılaşılma olasılığı yüksek olan bir kanser türü de meme kanseridir. Günümüzde yapılan araştırmalara göre her 10 kadından birinin bu kansere yakalanma olasılığı yüksektir. Bu yazımızda meme kanserinin tanımını, risklerini ve tedavi yöntemlerini genel olarak açıklayacağız.meme kanseri evreleri, meme kanseri belirtileri, meme kanseriyle ilgili bilinmesi gerekenler

Meme kanseri erkeklerde de görülür fakat kadınlarda görülmesi çok daha fazla karşılaşılmış vakalardır. Meme kanserinin yaklaşık 50 yıl öncesinden bu yana görülme sıklığı artmıştır. Bu hastalık için erken teşhis çok önemlidir. Erken teşhis konulursa hasta yüzde doksan altı iyileştirilebilir. Bu yüzdendir ki meme kanserinin en iyi önlemleyicisi erken teşhistir.

Meme kanseri bir çok tipte görülmektedir. Bu tiplerden en çok karşılaşılanı memenin süt kanallarında başlayan ve koltuk altına yayılan tipidir. Bu kanserin geliştiği kadınlarda risk faktörleri çok belirgin değildir. Bu doğrultuda meme kanseri riskini arttıran birçok faktörden bahsedebiliriz; 50 yaşını geçmiş olanlarda, daha öncesinde diğer memede kanser gelişmesi, adet görmeye erken başlanmış olunması, gebe kalmamış olması, adet görmeye geç yaşlara kadar devam edenlerde yakınlarında meme kanseri olan kişilerin olması gibi sıralayabiliriz. Erken teşhis yöntemleri de bu risk faktörlerine gr değişkenlik göstermektedir.

Yapılan araştırmalara göre kompleks bir hastalık olan meme kanserinde her vakanın birbirinden farklı olduğu görülür. Meme kanserinin evreleri doktorun tedavi planı için oldukça önemlidir.

İnsanlar hayatında herhangi bir yanlış yapmasa da bu hastalığa yakalanır. Bu kanser bulaşıcı değildir ve stresle de oluşmaz. Memeye alınan bir darbe sonucu da meydana geldiği görülmemiştir. Yapılan araştırmalar doğrultusunda sadece meme kanserini oluşturan bazı genler saptanmıştır.

Meme Kanserinde Tanı

Hastalığın tanısında en önemli faktör yaştır. Bu kanser türü gençlerde de görülür fakat yaşlılarda risk arttığı çin doktorlar yaş faktörünü önce değerlendirir. Genç yaştaki kadınlar her ay kendini muayene etmelidir ve yumru benzeri şeylerle karşılaşırsa doktora gitmelidir eğer karşılaşmazsa üç yıl da bir yine kontrol amaçlı doktora gitmelidir. 40 yaş üstü kadınlar periyodik olarak kendi muayenelerini yapmalıdırlar bunun yanı sıra her yıl doktor kontrolüne gitmelidirler bir de yılda bir kez mamografi çektirmeleri gerekmektedir. Kendi kendini muayene ederken ele gelen sertlik kalınlaşma, şişme oluşturmuş ise renk değiştirme, yara, kızarıklık, meme ucunun içe çökmesi gözlemlenmiş ise derhâl doktor kontrolü gereklidir. Kesin tanı için mamografi, biyopsi ve ultrason işlemleri yapılır ve sonuç açıklanır. Meme kanseriyle mücadele bu ölçüde çok önemlidir. Pembe kurdele simgesi meme kanseri ile savaş için oluşturulmuştur.

Meme Kanserinin Evreleri

Meme kanserinin bilinen yedi evresi bulunmaktadır. Bunlar; 1,2A, 2B, 2, 3A, 3B ve 4 şeklinde isimlendirilmiştir. Öncelikle tümör küçüktür ve herhangi bir yere özellikle lenf bezlerine sıçramamıştır. Daha sonra lenf bezleri alınır, kanserli meme de alınarak koltuk altı lenf bezleri çıkarılır. İlk bir kaç evre lenf bezlerine sıçramamış hali olsa da diğer evrelerde tümör büyümüş lenf bezlerine sıçramıştır ve kemoterapiye ve radyasyon tedavisine başlanır. Daha sonraki evrelerde cerrahi operasyon uygulanır ve hormon tedavisi devam eder. Kemoterapi tümör boyutunu küçültmek için uygulanır. Son evrede ise artık tümör meme dışına yayılmıştır ve hastanın yaşam kalitesi yükseltilmek amaçlanır kemoterapi, mastektomi ve diğer tedaviler devam eder. Mastektomi sonrası alınan meme yerine plastik cerrahi operasyonu önerilebilir. Meme kanseri ciddi bir hastalıktır fakat erken teşhisle önlenebilir. Meme kanseriyle savaş önemlidir. Yazımızda bu hastalıkla ilgili genel bilgiler kadınlar için oldukça faydalı olacaktır.

Paratiroid kanseri nedir?

Paratiroid kanseri, hem ülkemizde hem de dünyada sıklıkla karşılaşılmayan bir vakadır. Bu kanser vakası hastanın paratroid bezinin aşırı miktarda PTH hormonu üretmesinden kaynaklı olarak oluşan tümörleri kapsamaktadır. Aşırı paratroid hormonu üretilmesi dokuların yapısında bozukluklar meydana gelmesine sebebiyet vermektedir. Bu kanserler kötü huylu tümörlerden oluşmaktadır. çok sık görülmezler. Paratiroid bezinde kitle bulgusu oluştuğunda bu dokunun malign olma durumu yüzde beşi geçmemektedir. Görülen bu yüzde beşlik vakalarda hastanın yaşamını tümör tehdit etmemektedir. Kandaki kalsiyum düzeylerinin fazla olmasından kaynaklı olarak kalp ya da vücudun başka organlarına zarar verme ihtimali yüksektir. Hastalar ani kalp spazmı, kalp krizi ya da ani kalp durmaları yaşayabilmektedir.paratiroid kanseri, paratiroid kanseri tedavisi, paratiroid kanseri belirtileriTümörler bazı durumlarda gözle görünmez derecede küçük olabilmektedir. Bazı durumlarda ise, aşırı büyümeye bağlı olarak yer değiştirir ya da organların yer değiştirmesini sağlayabilmektedirler. Fakat paratroid kanserlerinde böyle bir durum söz konusu değildir. 5 cm. boyutunu geçmeyen en der kanser riskleridir. Boyun bölgesinde görülmektedirler. Küçük olmaları ve boynun kaslarının arasında kalmaları nedeniyle bazı durumlarda zor şekilde tespit edilebilmektedir. Elle yapılan muayenelerde tespit edilemediği gibi muhakkak yardımcı görüntüleme teknikleri ile tespiti yapılmaktadır.

Paratiroid kanseri çoğunlukla bir adet paratiroid bezinin üzerinde bulunmaktadır. Kanser dokusu bulunan paratiroid bezinin çıkarılması cerrahi operasyon ile mümkündür. Paratiroid kanserinin ülkemizde görülmemesi nedeniyle çopu vakada bu durumdan şüphelenilmemektedir. Yüzde beşlik dilimi kapsayan vakalar çoğunlukla Amerika’ da bulunmaktadır.

Ilımlı bir kanser türüdür. Paratiroid bezinin üzerinde oluşmaktadır. bu bezin kitle ile birlikte çıkarılması sonucu diğer kısımlara sıçrama olasılığı ortadan kalkmaktadır. Tanı konulurken hormon seviyelerinden de yararlanılmaktadır. Yüksek kalsiyum seviyeleri ve bazı hormonlardaki artışlar tanı konulmasını kolaylaştırabilmektedir. Kalsiyum seviyesi 14 ün üzerinde olan hastalarda şüphelenilmesi gereken bir durumdur. Ancak her 14 ün üzeri paratroid kanseridir tanısı doğru değildir. Yüksek miktarda kalsiyumun kana karışması her zaman risktir. Paratiroid kanseri olan hastaların cerrahi operasyonun ardından her yıl düzenli olarak rutin şekilde kontrol edilmesi bu hastalığın tekrar çıkmasını önlemede kafi durumdadır. Erken teşhisin hayat kurtarması gibi, düzenli kontroller de hayat kurtarmaktadır.

Migren Tedavisi Nasıl Yapılır?

Önemli bir baş ağrısı tipi olarak bilinen migren, kişinin günlük hayatın devam etmesine engel olacak derecede önemli bir rahatsızlık türüdür. Genellikle şakaklar, göz çevresi ve gözlerde başlayarak gittikçe kötüleşmesine neden olur. Migren rahatsızlığı geçiren insanlar ışığa ve sese çok hassas bir duruma gelmekle birlikte, kusma ve yüksek derecede bulantı hissi yaşamaktadır. Hastalar migren tutması sonucunda hemen karanlık bir odaya geçmek ve gözlerini kapatmak isteyecektir. Uyuma isteğiyle kusma hissi de beraberinde gelmektedir. Kimi insanlarda migren aralıklarla meydana gelirken, daha sık şekilde migren olan ve bunu düzenli bir biçimde gören hastalar da bulunmaktadır. Migrenle birlikte uyku sorunu, kaygı bozukluğu ve depresyon da meydana gelebilir. Hastalar doğru zamanda tedavi edilmediği sürece daha ciddi hastalıklar oluşabilir. Migrenin ilaçla engellenebilmesi için hastanın her zaman ilaç kullanmaya uygun bir durumda olması gerekir.migren tedavisi, migren tedavisi yapımı, migren tedavisi nasıl yapılır

Migren Hastalığının Detayları

Genellikle 20 ve 30 yaş aralığında daha sık şekilde görülen migren hastalığı en çok ergenlik döneminde başlamaktadır. Dört farklı aşama ile migren atakları meydana gelmektedir. Migrenin ilk döneminde hastalar hafif baş ağrıları yaşar ve ilk belirtileri gösterirler. Sürekli uykunun gelmesi ile birlikte hasta kendisini daha bitkin hissetmeye başlayacaktır. Daha sonraki süreçlerde ise ağrılar gittikçe şiddetlenecek ve mide bulantıları da beraberinde gelecektir. Hem genetik hem de çevresel faktörlerden dolayı meydana gelebilen migren için kesin bir neden söylemek mümkün değildir. Ancak stresli bir yaşam ve ağır çalışma koşulları altında bulunan insanlarda daha sık görüldüğü bilinmektedir.

Migren Tedavisi

Migren tedavisi için genellikle ilaçlar kullanılır. Aynı zamanda bulantı ve kusmaları kontrol altına alacak destekleyici ürünler de önerilebilir. Migren tedavisinde kullanılabilecek çok fazla farklı ilaç bulunmaktadır. Bu nedenle migren hastalığı yaşayanlar mutlaka doktor kontrolünde tedavisine başlamalıdır. Doktor önerisi haricinde kulaktan dolma bilgilerle ve farklı ilaçlarla hareket edilmemesi önerilir. Aksi taktirde daha ciddi sağlık problemleri meydana gelebilir. Son dönemlerde botoks yaptırmanın migren üzerinde olumsuz etkileri olduğu söylenmektedir. Bu nedenle migren konusunda sıkıntı yaşayan bireyler botoks yaptırmaya karar verdiğinde mutlaka doktorlarına danışmalıdır.

Sedef Hastalığı Tedavi Yöntemleri

Sedef tedavisinde son gelişmeler olarak Cyclopamine içerikli ilaçlar kullanılmaktadır. Bu ilaç Amerika da bir bitkiden elde kimyasal bir madde, ancak, henüz yan etkileri tespit edilmemiş araştırma safhasında olan bir ilaçtır. Sedef hastalığı tedavisi sırasında önce alevlenmelerin önüne geçilir. Hastanın derisi kurumaması için nemlendirici kremler ve losyonlar kullanılır. D3 vitamini türevleri ve kortizonlu pomatlar ile tedavi edilir.sedef hastalığı, sedef hastalığı nedenleri, sedef hastalığı tedavisiSedef hastalığı bitkisel tedavi olarak, hardal lapa yapılarak sedef olan bölgeye sürülür, defne tohumu, sirke ile merhem yapılarak sürülür, bol deniz banyosu yapılır. Bunların yanı sıra bitki çayları da sedef hastalığı tedavisinde kullanılmaktadır. Sedef hastalığı şifalı bitkiler yöntemlerinden bazıları şunlardır. Acı mısır baklası kaynatılarak elde edilen mayi sedef olan bölgelere sürülür. Havacıva sirke ile merhem yapılarak sürülür. Sarımsak yakılarak, külü bal ile karıştırılır ve merhem olarak sürülür. Siyah çöpleme sirke ile merhem yapılır ve sedefli olan yerlere sürülür.

Sedef hastalığı belirtileri çok da fazla değildir. Hasta bazen sedef olduğunun farkına bile varamaz. En sık görülen belirtisi deri de sedef rengi pullanmalar olur, deride kabarık kırmızı plakalar olur. Kaşıntı ve yanma hissi gibi belirtiler verir. Sedef hastalığına bağlı tırnak değişiklikleri, küçük çukurlar, renk değişikliği ve etten ayrılma görülür. Cvp sedef hastalığı tedavi yöntemleri yardım için bazı ilaçlar önerilmektedir. Bu ilaçların bazıları ağız yolu ile alınırken, bazıları da deri üzerine sürülen ilaçlar olarak kullanılmaktadır.

Tedavi sırasında kortizonlu pomatlar kullanılarak da tedavi edilmektedir. Hastalığın bulunduğu bölge ve hastalığın aşaması da tedavi açısından çok önemlidir. Sedef olan bölge kısa bir alanda olduğu gibi vücudun çok yaygın bölgelerinde de görülmektedir. Tedavisi de farklı olmaktadır. Sedef hastalığı tedavi yöntemleri yardım tarihi, sedef hastalığının tedavisinde başlangıç olarak alevlenmelerin önüne geçilmelidir.

Hastaya sedef hastalığının süregen olduğu açıklanmalıdır. Hastanın derisinin kurumaması için nemlendirici losyon ve kremler kullanılmalıdır. D3 vitamin türevleri ve kortizonlu pomatlar kullanılır. Fototerapi denilen ve güneş ışığı veren lambalar da tedaviye yardımcı olmaktadır. Bazı kanser ilaçlarının da tedavide iyi sonuçlar verdiği söylenmektedir

Saç Ekim Merkezleri İstanbul

Tekrar üstüne basarak söylüyoruz saç ekimi cerrahi bir işlemdir ve hastane ortamında yapılması gerekir. Hastalarımıza hangi saç ekim merkezini ediyorlarsa etsinler bu iki özelliğe dikkat etmeleri gerektiğini söylüyoruz. Onun dışında bir seansta 10 bin greft saç ekimi, mega seans, ultra seans gibi bir tanımlamalarla karşılaşıyorlarsa onu da iyice araştırmaları gerektiğini söylüyoruz. Saç ekim işleminin gelişen teknoloji sayesinde çok kolay olduğunu belirtirken, operasyon sonrasında istirahate gerek olmadığını belirtelim. Saç ekimi artık eskisi gibi, keserek dikerek yapılan bir işlem değildir.saç ekim merkezi, saç ekimi yapımı, saç ekim merkezi istanbul

Günümüzde cihazların gelişmesiyle mikromotor FUE dediğimiz yöntem haline geldi. Bu lokal anestezi sayesinde nasıl diş çekimi için bölge uyuşturuluyorsa bunda da sadece saç ekilecek alan uyuşturuluyor ve o şekilde işlem yapılıyor. Dört ila altı saat sürüyor işlem ve ondan sonra hasta rahatlıkla evine gidebiliyor, hastanede kalması gerekmiyor, ekstra dinlenmesini gerektiren bir şeyler yapması gerekmiyor. Yurtdışından gelen hastalara da ülkemizde bir – iki gün kalmaları için yeterli şekilde ilgi veriliyor. Saç ekimi yaptırmak isteyen kişilerin merak ettikleri her soruyu internet aleminde bulabilmeniz oldukça mümkün duruma gelmiş durumda.

Özellikle dışardan, burada olmayan hastalar bize hep bunu soruyorlar. Benim saçıma kaç seans gerekiyor, iki seans yeter mi, bir seansta biter mi gibi. Bizim de onlarla ilgili şöyle bir sistemimiz var. İnternet sistemimiz aracılığıyla hastaların fotoğrafları isteniyor. Fotoğraflar inceleniyor. Arkadan, önden, çeşitli profillerden fotoğrafları çekmelerini isteniyor, o fotıoğrafları inceledikten sonra hastalara sizin saçınıza bir seans gerekiyor, iki seans gerekiyor gibi değerlendirmelerde bulunuluyor. Bu da hastaların karar vermesinde tabi önemli etkenlerden biri oluyor. Ekilecek saçların neden kulak arkasından ve ense bölgesinden alındığını ve bu bölgede seyrelme olmadığını da belirtelim.

İstanbul ilinde saç ekimi yaptırmak isteyenler diger ilerimize göre  çok daha şanslılar çünkü bul ilimizde bir çok semtde saç ekimi yapan merkezler bulunmakta bakırköy,ataşehir,avcılar,kadıköy,beşiktaş,beykoz,sarıyer be semtlerin başında gelmektedir. Bu semtlerde ki hastanelerde uzman doktorlar tarafından saç ekimi yapılmaktadır.

Kolon Kanseri Hakkında Bilinmesi Gerekenler

Kolon Kanserinin Teşhisi Nasıl Konur?Kolon kanserinin başlangıç evresinde semptomların çoğu görülmez. Genel olarak hastalık semptomlarına ileri kademe evreli hastalarda rastlanır.

Yapılacak taramalarda endişe verilen durumlara rastlanması veya belirli semptomların görülmesi halinde ek testler yapılarak kolon kanserinin teşhisi konulur.kolon kanseri tedavisi, kolon kanseri nedir, kolon kanseri belirtileri

KOLON KANSERİNDE FİZİKSEL TEŞHİS

Kolon kanseri endişesi içerisinde olan hastanın, ilk etapta aşağıda verilen semptomların görülmesi halinde veya yapılan genel taramada kanser riski oluşması durumunda fiziksel muayene için doktora gitmesi şarttır. Bu semptomlar;

  • Bağırsak alışkanlıklarında değişkenlik,
  • Makatta doluluk hissi,
  • Rektal kanama, koyu dışkı veya dışkıda kan,
  • Kramplar ve mide ağrısı,
  • Zayıflık ve yorgunluk,
  • Beklenmeyen kilo kaybıdır.

Aşamanın ilk kısmı olan fiziksel teşhis sürecinde doktor, hastanın ve hasta ailesinin sağlığı ile ilgili sorularını sorduğu hastalık öyküsünü çıkarır. Daha sonra hastaya tam fiziksel muayene uygular.

KOLON KANSERİ TEŞHİSİNDE UYGULANAN TESTLER

Bu kapsamda ilk teşhiste uygulanan cerrahi incelemelere bakacak olursak;

  • Kan Testleri: Kolon kanseriolan hastalarda genellikle tümörde kanama olmasından kaynaklı kırmızı kan hücrelerinin sayısı düşüktür. Ayrıca Kolorektal kanser karaciğere yayılabileceği için karaciğer fonksiyonlarını kontrol etmek amacıyla kan testleri gerekebilir.
  • Kolorektal Polip Testleri: Bir diğer adı kanser arama testleridir. Eğer fiziki muayene sonuçları veya kan testi sonuçları, kolon kanseririskini gösteriyorsa uygulanan testlerdir.
  • Biyopsi ve Numune Testi: Kolonoskopi sırasında, biyopsi yapılarak özel bir aletle kolon veya rektumdan normal görünmeyen küçük bir parça alınır. Alınan parça kanser hücresi içerip içermediği yönünden incelemeye gönderilir.

Diğer testler kolon kanseri ihtimalini gösterirken, emin olmanın tek yolu biyopsi yapılarak sağlanır.

Daha sonra ise hasta üzerinde görüntüleme testleri ve taramaları uygulanır. Bunlar testler vücudun iç kısımlarının resimlerini çıkarır. Bu sayede bir bölgede kanser hücresinin olup olmadığı, kanserin ne kadar yayıldığı ve tedavilerin sonuç verip vermediği öğrenilir. Uygulanan görüntüleme testleri şunlardır;

  • Bilgisayarlı Tomografi Taraması: Röntgen ışınları kullanılır.
  • Ultrason: Ses dalgaları kullanılır.
  • Manyetik Rezonans Görüntüleme Taramaları: Radyo dalgaları ve güçlü mıknatıslar kullanılır.
  • Göğüs Röntgeni: Röntgen ışınları kullanılır.
  • Pozitron Emisyon Tomografi Taraması: Kanserin yerini tespit etmede kullanılır.
  • Anjiyografi: Röntgen ışınları kullanılır.

Meme Kanseri Farkındalığı Nasıl Oluşmalı?

Tüm dünyada en sık rastlanılan kanser türleri arasında meme kanseri de yer alıyor. Kanser vakalarında ilk sırada özellikle Amerika’da rastlanıyor. Maalesef ülkemiz için de bu tablo çok farklı değil. Meme kanseri ülkemizde kanser teşhisi konulan kadınlarda birinci sırada yer alıyor. Her geçen gün, bu görülme olanları da artmaya devam ediyor. Düzenlenen meme kanseri farkındalık çalışmaları, bu olumsuz seyreden tablo nedeniyle özellikle kadınların bilinçlendirilmesi için yapılıyor.

Dikkat çekmek için meme kanseri farkındalık etkinliklerinde hastalığı anlatan bilgilendirici broşürler ve hekim söyleşileri ile seminerler düzenleniyor. Meme kanserine erken tanı için yapılması gerekenler kadınlara yönelik bu etkinliklerde anlatılıyor. Uzak metastaza (yayılım) yol açarak ölüme sebep olabilen meme kanserinde, özellikle geç teşhis konulan vakaların bir kısmı tedaviye iyi cevap veremiyor. Hastalığa geç müdahale edilmesi, hastalığın yenilememesinin en önemli nedenleri başında geliyor. Meme kanserinde de erken tanı ve tedavi, tüm hastalıklarda olduğu gibi hayat kurtarmaktadır. Meme kanserinde hastalığın evrelerinin ilerleme hızı oldukça yüksek olduğundan hemen müdahale gerektiriyor.

Bazı meme kanseri tipleri oldukça hızlı yayılan hastalıklardır ve bu konuda bilinçlenmek oldukça önemlidir. Meme kanseri için evde düzenli olarak muayenelere 20 yaşından itibaren başlanmalıdır. Ayna karşısında yapılan bu muayeneler sayesinde, memede karşılaşılacak anormallikler çok daha rahat fark edilebilmektedir. Meme görüntüsü de meme dokusundaki kanserden dolayı bazı değişikliklere yol açabilmektedir. Bu özelliği nedeniyle de kişinin kendi hastalığını fark edebilmesi, meme kanseri hastalığında mümkün olmaktadır. Toplumun bu nedenle meme kanserinde farkındalık etkinlikleri ile bilinçlendirilmesi açısından önemli olmaktadır. 40 yaşından itibaren kadınlar mamografi tetkiki ve klinik muayene yaptırmalıdır ve 30 yaşında itibaren de sadece yılda bir kez klinik muayene yaptırmak yeterli olacaktır. Aile faktörü etkin bir rol oynadığı için meme kanseri veya meme kanseri ile ilişkili (over, uterus, kolon) kanser öyküleri özellikle birinci derecede yakınlarda bulunuyorsa, hiçbir şekilde kontroller ihmal edilmemelidir.

Akciğer Kanseri 4.Evre Belirtileri ve Tedavi

Akciğer hastalığı; akciğerdeki bronşlarda başlayan ve buradaki hücrelerin aşırı derece büyüyerek başta nefes darlığına ve ilerleyen aşamalarda akciğerin işlevini yerine getirememesine neden olan bir rahatsızlıktır. Akciğer kanserinin önemli bir hastalık olmasının nedenlerinden biri, çok hızlı bir şekilde lenflere ve diğer organlara sıçrayabilmesidir. Kalın bağırsak ya da prostat kanseri gibi genellikle bulunduğu bölgeyi etkileyen bir kanser olmaması ve çok hızlı bir şekilde başta beyin olmak üzere önemli organları etkileyebildiğinden, akciğer kanseri dikkate alınması gereken hastalıkların en üst sıralarında yer almaktadır.akciğer kanseri, akciğer kanseri nedenleri, akciğer kanseri tedavisiAkciğer kanseri diğer kanser türleri ile kıyaslandığında, en ölümcül kanser türlerinden birisidir. Hekimler tarafından; bir insanın yakalanmak isteyeceği en son kanser türü, şeklinde değerlendirilen akciğer kanseri ölümcül bir rahatsızlıktır. Hekimler kanser türlerinin ölüm oranlarının hesabında, 5 yıllık süre içerisinde hastanın yaşam şansına göre bir değerlendirme yapılmaktadır. Prostat ve meme kanseri gibi hastalıklarda ilk 5 yıllık sürede hastanın yaşam oranı %70-80 civarındayken, akciğer kanseri için verilen yaşama şansı maalesef %10-15′lerdedir.

Akciğer kanseri 1. evreyi geçtiğinde 5 yıllık yaşam oranı doğrudan %15′e düştüğünden, erken tanısı muazzam derecede önemlidir. Toplam 4 evresi bulunan akciğer kanserinin ilk evresinde; hasta şiddetli ve balgamlı öksürük sorunu yaşar ve balgamda kan görülür. Akciğer kanserinin en önemli belirtisi kişinin balgamında ince çizgi şeklinde gördüğü kandır. Daha sonraki evrelerde akciğer kanseri sadece bronşları değil lenfleri ve 4. evrede diğer organları da etkiler. Akciğer kanserinin 4. ve son evresinde, hastalık diğer organlara da sıçradığından tedavi şansı oldukça düşüktür.

Akciğer kanserinin en önemli nedeni herkesin bilmesi gerektiği üzere, sigara içmektir. Sigara içen birisinin akciğer kanserine yakalanma oranı, sigara içmeyen birisine göre “tam 40 kat” daha fazladır. Akciğer kanserine yakalananların neredeyse tamamı sigara içen insanlardır. Sigaranın içerisinde bulunan tütün kadar dış kısımdaki kâğıttaki kimyasal maddeler de kanser hastalığının gelişmesinde oldukça etkilidir. Zira sigara değil de puro içen kişilerin akciğer hastalığına yakalanma oranı 5 kat daha fazladır. Aradaki 15 kat farkın, sigaranın kâğıdından kaynaklandığı düşünülmektedir.

Refleksoloji ve Kalça Ağrıları

Vücut genel olarak hareketler esnasında eklemleri aracılığı ile herhangi bir sorun yaşamaz. Ancak zamanın ilerlemesi veya vücudun gereksiz yere aşırı derecede zorlanmaları sonrasında bazı bölgelerde ağrılar meydana gelmeye başlar. İlk dönemlerde bu ağrılar kişileri çok fazla zorlamaz. Ancak daha sonrasında vücudun bazı bölgelerinde oluşan ağrıların şiddeti artmaya başlayacaktır. Bu ağrıların giderilmesi için yapılması gereken bazı şeyler olsa da kimi zaman kişiler bunları yerine getirmediği için ağrıların şiddeti gün geçtikçe artmaya başlar. Bunları gidermek adına bazı tedavi yöntemleri bulunsa da refleksoloji ve kalça ağrıları seansları sonrasında kısa süreler içerisinde var olan bu ağrılar ortadan kalkacak ve kişiler istediği gibi sağlıklı bir yaşantıya erişeceklerdir.kalça ağrısı, kalça ağrısı nedenleri, kalça ağrılarının sebepleri

Kalça ağrılarının meydana gelmesindeki en önemli faktörlerden bir tanesi ise bu bölgelerin incitilmesi ya da eklemlerdeki sıvının farklı nedenlerden ötürü azalması olmaktadır. Refleksoloji ve kalça ağrılarının oluşmasını engellemek adına tedavi yapılacağı zaman öncelikle bu rahatsızlığın nedenleri ortaya çıkartılır. Sonrasında da nedenin sona erdirilmesi adına gerekli olan çalışmalar yapılır. Çünkü ağrıların ortaya çıkma nedenleri bilinmediği durumlarda yapılacak olan refleksoloji tedavilerinde ne yazık ki istenilen sonuçlar ortaya çıkmayacaktır. Kalça ağrılarının meydana geldiği duruma bağlı olarak farklı noktalara baskı uygulanır. Lakin bu işlemlerin sonrasında kişilerin kalça ağrılarının sona ermesi adına yapılması gereken en doğru şey, düzenli olarak seansların gerçekleştirilmesidir.