Migren Tedavisi Nasıl Yapılır?

Önemli bir baş ağrısı tipi olarak bilinen migren, kişinin günlük hayatın devam etmesine engel olacak derecede önemli bir rahatsızlık türüdür. Genellikle şakaklar, göz çevresi ve gözlerde başlayarak gittikçe kötüleşmesine neden olur. Migren rahatsızlığı geçiren insanlar ışığa ve sese çok hassas bir duruma gelmekle birlikte, kusma ve yüksek derecede bulantı hissi yaşamaktadır. Hastalar migren tutması sonucunda hemen karanlık bir odaya geçmek ve gözlerini kapatmak isteyecektir. Uyuma isteğiyle kusma hissi de beraberinde gelmektedir. Kimi insanlarda migren aralıklarla meydana gelirken, daha sık şekilde migren olan ve bunu düzenli bir biçimde gören hastalar da bulunmaktadır. Migrenle birlikte uyku sorunu, kaygı bozukluğu ve depresyon da meydana gelebilir. Hastalar doğru zamanda tedavi edilmediği sürece daha ciddi hastalıklar oluşabilir. Migrenin ilaçla engellenebilmesi için hastanın her zaman ilaç kullanmaya uygun bir durumda olması gerekir.migren tedavisi, migren tedavisi yapımı, migren tedavisi nasıl yapılır

Migren Hastalığının Detayları

Genellikle 20 ve 30 yaş aralığında daha sık şekilde görülen migren hastalığı en çok ergenlik döneminde başlamaktadır. Dört farklı aşama ile migren atakları meydana gelmektedir. Migrenin ilk döneminde hastalar hafif baş ağrıları yaşar ve ilk belirtileri gösterirler. Sürekli uykunun gelmesi ile birlikte hasta kendisini daha bitkin hissetmeye başlayacaktır. Daha sonraki süreçlerde ise ağrılar gittikçe şiddetlenecek ve mide bulantıları da beraberinde gelecektir. Hem genetik hem de çevresel faktörlerden dolayı meydana gelebilen migren için kesin bir neden söylemek mümkün değildir. Ancak stresli bir yaşam ve ağır çalışma koşulları altında bulunan insanlarda daha sık görüldüğü bilinmektedir.

Migren Tedavisi

Migren tedavisi için genellikle ilaçlar kullanılır. Aynı zamanda bulantı ve kusmaları kontrol altına alacak destekleyici ürünler de önerilebilir. Migren tedavisinde kullanılabilecek çok fazla farklı ilaç bulunmaktadır. Bu nedenle migren hastalığı yaşayanlar mutlaka doktor kontrolünde tedavisine başlamalıdır. Doktor önerisi haricinde kulaktan dolma bilgilerle ve farklı ilaçlarla hareket edilmemesi önerilir. Aksi taktirde daha ciddi sağlık problemleri meydana gelebilir. Son dönemlerde botoks yaptırmanın migren üzerinde olumsuz etkileri olduğu söylenmektedir. Bu nedenle migren konusunda sıkıntı yaşayan bireyler botoks yaptırmaya karar verdiğinde mutlaka doktorlarına danışmalıdır.

Sedef Hastalığı Tedavi Yöntemleri

Sedef tedavisinde son gelişmeler olarak Cyclopamine içerikli ilaçlar kullanılmaktadır. Bu ilaç Amerika da bir bitkiden elde kimyasal bir madde, ancak, henüz yan etkileri tespit edilmemiş araştırma safhasında olan bir ilaçtır. Sedef hastalığı tedavisi sırasında önce alevlenmelerin önüne geçilir. Hastanın derisi kurumaması için nemlendirici kremler ve losyonlar kullanılır. D3 vitamini türevleri ve kortizonlu pomatlar ile tedavi edilir.sedef hastalığı, sedef hastalığı nedenleri, sedef hastalığı tedavisiSedef hastalığı bitkisel tedavi olarak, hardal lapa yapılarak sedef olan bölgeye sürülür, defne tohumu, sirke ile merhem yapılarak sürülür, bol deniz banyosu yapılır. Bunların yanı sıra bitki çayları da sedef hastalığı tedavisinde kullanılmaktadır. Sedef hastalığı şifalı bitkiler yöntemlerinden bazıları şunlardır. Acı mısır baklası kaynatılarak elde edilen mayi sedef olan bölgelere sürülür. Havacıva sirke ile merhem yapılarak sürülür. Sarımsak yakılarak, külü bal ile karıştırılır ve merhem olarak sürülür. Siyah çöpleme sirke ile merhem yapılır ve sedefli olan yerlere sürülür.

Sedef hastalığı belirtileri çok da fazla değildir. Hasta bazen sedef olduğunun farkına bile varamaz. En sık görülen belirtisi deri de sedef rengi pullanmalar olur, deride kabarık kırmızı plakalar olur. Kaşıntı ve yanma hissi gibi belirtiler verir. Sedef hastalığına bağlı tırnak değişiklikleri, küçük çukurlar, renk değişikliği ve etten ayrılma görülür. Cvp sedef hastalığı tedavi yöntemleri yardım için bazı ilaçlar önerilmektedir. Bu ilaçların bazıları ağız yolu ile alınırken, bazıları da deri üzerine sürülen ilaçlar olarak kullanılmaktadır.

Tedavi sırasında kortizonlu pomatlar kullanılarak da tedavi edilmektedir. Hastalığın bulunduğu bölge ve hastalığın aşaması da tedavi açısından çok önemlidir. Sedef olan bölge kısa bir alanda olduğu gibi vücudun çok yaygın bölgelerinde de görülmektedir. Tedavisi de farklı olmaktadır. Sedef hastalığı tedavi yöntemleri yardım tarihi, sedef hastalığının tedavisinde başlangıç olarak alevlenmelerin önüne geçilmelidir.

Hastaya sedef hastalığının süregen olduğu açıklanmalıdır. Hastanın derisinin kurumaması için nemlendirici losyon ve kremler kullanılmalıdır. D3 vitamin türevleri ve kortizonlu pomatlar kullanılır. Fototerapi denilen ve güneş ışığı veren lambalar da tedaviye yardımcı olmaktadır. Bazı kanser ilaçlarının da tedavide iyi sonuçlar verdiği söylenmektedir

Saç Ekim Merkezleri İstanbul

Tekrar üstüne basarak söylüyoruz saç ekimi cerrahi bir işlemdir ve hastane ortamında yapılması gerekir. Hastalarımıza hangi saç ekim merkezini ediyorlarsa etsinler bu iki özelliğe dikkat etmeleri gerektiğini söylüyoruz. Onun dışında bir seansta 10 bin greft saç ekimi, mega seans, ultra seans gibi bir tanımlamalarla karşılaşıyorlarsa onu da iyice araştırmaları gerektiğini söylüyoruz. Saç ekim işleminin gelişen teknoloji sayesinde çok kolay olduğunu belirtirken, operasyon sonrasında istirahate gerek olmadığını belirtelim. Saç ekimi artık eskisi gibi, keserek dikerek yapılan bir işlem değildir.saç ekim merkezi, saç ekimi yapımı, saç ekim merkezi istanbul

Günümüzde cihazların gelişmesiyle mikromotor FUE dediğimiz yöntem haline geldi. Bu lokal anestezi sayesinde nasıl diş çekimi için bölge uyuşturuluyorsa bunda da sadece saç ekilecek alan uyuşturuluyor ve o şekilde işlem yapılıyor. Dört ila altı saat sürüyor işlem ve ondan sonra hasta rahatlıkla evine gidebiliyor, hastanede kalması gerekmiyor, ekstra dinlenmesini gerektiren bir şeyler yapması gerekmiyor. Yurtdışından gelen hastalara da ülkemizde bir – iki gün kalmaları için yeterli şekilde ilgi veriliyor. Saç ekimi yaptırmak isteyen kişilerin merak ettikleri her soruyu internet aleminde bulabilmeniz oldukça mümkün duruma gelmiş durumda.

Özellikle dışardan, burada olmayan hastalar bize hep bunu soruyorlar. Benim saçıma kaç seans gerekiyor, iki seans yeter mi, bir seansta biter mi gibi. Bizim de onlarla ilgili şöyle bir sistemimiz var. İnternet sistemimiz aracılığıyla hastaların fotoğrafları isteniyor. Fotoğraflar inceleniyor. Arkadan, önden, çeşitli profillerden fotoğrafları çekmelerini isteniyor, o fotıoğrafları inceledikten sonra hastalara sizin saçınıza bir seans gerekiyor, iki seans gerekiyor gibi değerlendirmelerde bulunuluyor. Bu da hastaların karar vermesinde tabi önemli etkenlerden biri oluyor. Ekilecek saçların neden kulak arkasından ve ense bölgesinden alındığını ve bu bölgede seyrelme olmadığını da belirtelim.

İstanbul ilinde saç ekimi yaptırmak isteyenler diger ilerimize göre  çok daha şanslılar çünkü bul ilimizde bir çok semtde saç ekimi yapan merkezler bulunmakta bakırköy,ataşehir,avcılar,kadıköy,beşiktaş,beykoz,sarıyer be semtlerin başında gelmektedir. Bu semtlerde ki hastanelerde uzman doktorlar tarafından saç ekimi yapılmaktadır.

Kolon Kanseri Hakkında Bilinmesi Gerekenler

Kolon Kanserinin Teşhisi Nasıl Konur?Kolon kanserinin başlangıç evresinde semptomların çoğu görülmez. Genel olarak hastalık semptomlarına ileri kademe evreli hastalarda rastlanır.

Yapılacak taramalarda endişe verilen durumlara rastlanması veya belirli semptomların görülmesi halinde ek testler yapılarak kolon kanserinin teşhisi konulur.kolon kanseri tedavisi, kolon kanseri nedir, kolon kanseri belirtileri

KOLON KANSERİNDE FİZİKSEL TEŞHİS

Kolon kanseri endişesi içerisinde olan hastanın, ilk etapta aşağıda verilen semptomların görülmesi halinde veya yapılan genel taramada kanser riski oluşması durumunda fiziksel muayene için doktora gitmesi şarttır. Bu semptomlar;

  • Bağırsak alışkanlıklarında değişkenlik,
  • Makatta doluluk hissi,
  • Rektal kanama, koyu dışkı veya dışkıda kan,
  • Kramplar ve mide ağrısı,
  • Zayıflık ve yorgunluk,
  • Beklenmeyen kilo kaybıdır.

Aşamanın ilk kısmı olan fiziksel teşhis sürecinde doktor, hastanın ve hasta ailesinin sağlığı ile ilgili sorularını sorduğu hastalık öyküsünü çıkarır. Daha sonra hastaya tam fiziksel muayene uygular.

KOLON KANSERİ TEŞHİSİNDE UYGULANAN TESTLER

Bu kapsamda ilk teşhiste uygulanan cerrahi incelemelere bakacak olursak;

  • Kan Testleri: Kolon kanseriolan hastalarda genellikle tümörde kanama olmasından kaynaklı kırmızı kan hücrelerinin sayısı düşüktür. Ayrıca Kolorektal kanser karaciğere yayılabileceği için karaciğer fonksiyonlarını kontrol etmek amacıyla kan testleri gerekebilir.
  • Kolorektal Polip Testleri: Bir diğer adı kanser arama testleridir. Eğer fiziki muayene sonuçları veya kan testi sonuçları, kolon kanseririskini gösteriyorsa uygulanan testlerdir.
  • Biyopsi ve Numune Testi: Kolonoskopi sırasında, biyopsi yapılarak özel bir aletle kolon veya rektumdan normal görünmeyen küçük bir parça alınır. Alınan parça kanser hücresi içerip içermediği yönünden incelemeye gönderilir.

Diğer testler kolon kanseri ihtimalini gösterirken, emin olmanın tek yolu biyopsi yapılarak sağlanır.

Daha sonra ise hasta üzerinde görüntüleme testleri ve taramaları uygulanır. Bunlar testler vücudun iç kısımlarının resimlerini çıkarır. Bu sayede bir bölgede kanser hücresinin olup olmadığı, kanserin ne kadar yayıldığı ve tedavilerin sonuç verip vermediği öğrenilir. Uygulanan görüntüleme testleri şunlardır;

  • Bilgisayarlı Tomografi Taraması: Röntgen ışınları kullanılır.
  • Ultrason: Ses dalgaları kullanılır.
  • Manyetik Rezonans Görüntüleme Taramaları: Radyo dalgaları ve güçlü mıknatıslar kullanılır.
  • Göğüs Röntgeni: Röntgen ışınları kullanılır.
  • Pozitron Emisyon Tomografi Taraması: Kanserin yerini tespit etmede kullanılır.
  • Anjiyografi: Röntgen ışınları kullanılır.

Meme Kanseri Farkındalığı Nasıl Oluşmalı?

Tüm dünyada en sık rastlanılan kanser türleri arasında meme kanseri de yer alıyor. Kanser vakalarında ilk sırada özellikle Amerika’da rastlanıyor. Maalesef ülkemiz için de bu tablo çok farklı değil. Meme kanseri ülkemizde kanser teşhisi konulan kadınlarda birinci sırada yer alıyor. Her geçen gün, bu görülme olanları da artmaya devam ediyor. Düzenlenen meme kanseri farkındalık çalışmaları, bu olumsuz seyreden tablo nedeniyle özellikle kadınların bilinçlendirilmesi için yapılıyor.

Dikkat çekmek için meme kanseri farkındalık etkinliklerinde hastalığı anlatan bilgilendirici broşürler ve hekim söyleşileri ile seminerler düzenleniyor. Meme kanserine erken tanı için yapılması gerekenler kadınlara yönelik bu etkinliklerde anlatılıyor. Uzak metastaza (yayılım) yol açarak ölüme sebep olabilen meme kanserinde, özellikle geç teşhis konulan vakaların bir kısmı tedaviye iyi cevap veremiyor. Hastalığa geç müdahale edilmesi, hastalığın yenilememesinin en önemli nedenleri başında geliyor. Meme kanserinde de erken tanı ve tedavi, tüm hastalıklarda olduğu gibi hayat kurtarmaktadır. Meme kanserinde hastalığın evrelerinin ilerleme hızı oldukça yüksek olduğundan hemen müdahale gerektiriyor.

Bazı meme kanseri tipleri oldukça hızlı yayılan hastalıklardır ve bu konuda bilinçlenmek oldukça önemlidir. Meme kanseri için evde düzenli olarak muayenelere 20 yaşından itibaren başlanmalıdır. Ayna karşısında yapılan bu muayeneler sayesinde, memede karşılaşılacak anormallikler çok daha rahat fark edilebilmektedir. Meme görüntüsü de meme dokusundaki kanserden dolayı bazı değişikliklere yol açabilmektedir. Bu özelliği nedeniyle de kişinin kendi hastalığını fark edebilmesi, meme kanseri hastalığında mümkün olmaktadır. Toplumun bu nedenle meme kanserinde farkındalık etkinlikleri ile bilinçlendirilmesi açısından önemli olmaktadır. 40 yaşından itibaren kadınlar mamografi tetkiki ve klinik muayene yaptırmalıdır ve 30 yaşında itibaren de sadece yılda bir kez klinik muayene yaptırmak yeterli olacaktır. Aile faktörü etkin bir rol oynadığı için meme kanseri veya meme kanseri ile ilişkili (over, uterus, kolon) kanser öyküleri özellikle birinci derecede yakınlarda bulunuyorsa, hiçbir şekilde kontroller ihmal edilmemelidir.

Akciğer Kanseri 4.Evre Belirtileri ve Tedavi

Akciğer hastalığı; akciğerdeki bronşlarda başlayan ve buradaki hücrelerin aşırı derece büyüyerek başta nefes darlığına ve ilerleyen aşamalarda akciğerin işlevini yerine getirememesine neden olan bir rahatsızlıktır. Akciğer kanserinin önemli bir hastalık olmasının nedenlerinden biri, çok hızlı bir şekilde lenflere ve diğer organlara sıçrayabilmesidir. Kalın bağırsak ya da prostat kanseri gibi genellikle bulunduğu bölgeyi etkileyen bir kanser olmaması ve çok hızlı bir şekilde başta beyin olmak üzere önemli organları etkileyebildiğinden, akciğer kanseri dikkate alınması gereken hastalıkların en üst sıralarında yer almaktadır.akciğer kanseri, akciğer kanseri nedenleri, akciğer kanseri tedavisiAkciğer kanseri diğer kanser türleri ile kıyaslandığında, en ölümcül kanser türlerinden birisidir. Hekimler tarafından; bir insanın yakalanmak isteyeceği en son kanser türü, şeklinde değerlendirilen akciğer kanseri ölümcül bir rahatsızlıktır. Hekimler kanser türlerinin ölüm oranlarının hesabında, 5 yıllık süre içerisinde hastanın yaşam şansına göre bir değerlendirme yapılmaktadır. Prostat ve meme kanseri gibi hastalıklarda ilk 5 yıllık sürede hastanın yaşam oranı %70-80 civarındayken, akciğer kanseri için verilen yaşama şansı maalesef %10-15′lerdedir.

Akciğer kanseri 1. evreyi geçtiğinde 5 yıllık yaşam oranı doğrudan %15′e düştüğünden, erken tanısı muazzam derecede önemlidir. Toplam 4 evresi bulunan akciğer kanserinin ilk evresinde; hasta şiddetli ve balgamlı öksürük sorunu yaşar ve balgamda kan görülür. Akciğer kanserinin en önemli belirtisi kişinin balgamında ince çizgi şeklinde gördüğü kandır. Daha sonraki evrelerde akciğer kanseri sadece bronşları değil lenfleri ve 4. evrede diğer organları da etkiler. Akciğer kanserinin 4. ve son evresinde, hastalık diğer organlara da sıçradığından tedavi şansı oldukça düşüktür.

Akciğer kanserinin en önemli nedeni herkesin bilmesi gerektiği üzere, sigara içmektir. Sigara içen birisinin akciğer kanserine yakalanma oranı, sigara içmeyen birisine göre “tam 40 kat” daha fazladır. Akciğer kanserine yakalananların neredeyse tamamı sigara içen insanlardır. Sigaranın içerisinde bulunan tütün kadar dış kısımdaki kâğıttaki kimyasal maddeler de kanser hastalığının gelişmesinde oldukça etkilidir. Zira sigara değil de puro içen kişilerin akciğer hastalığına yakalanma oranı 5 kat daha fazladır. Aradaki 15 kat farkın, sigaranın kâğıdından kaynaklandığı düşünülmektedir.

Refleksoloji ve Kalça Ağrıları

Vücut genel olarak hareketler esnasında eklemleri aracılığı ile herhangi bir sorun yaşamaz. Ancak zamanın ilerlemesi veya vücudun gereksiz yere aşırı derecede zorlanmaları sonrasında bazı bölgelerde ağrılar meydana gelmeye başlar. İlk dönemlerde bu ağrılar kişileri çok fazla zorlamaz. Ancak daha sonrasında vücudun bazı bölgelerinde oluşan ağrıların şiddeti artmaya başlayacaktır. Bu ağrıların giderilmesi için yapılması gereken bazı şeyler olsa da kimi zaman kişiler bunları yerine getirmediği için ağrıların şiddeti gün geçtikçe artmaya başlar. Bunları gidermek adına bazı tedavi yöntemleri bulunsa da refleksoloji ve kalça ağrıları seansları sonrasında kısa süreler içerisinde var olan bu ağrılar ortadan kalkacak ve kişiler istediği gibi sağlıklı bir yaşantıya erişeceklerdir.kalça ağrısı, kalça ağrısı nedenleri, kalça ağrılarının sebepleri

Kalça ağrılarının meydana gelmesindeki en önemli faktörlerden bir tanesi ise bu bölgelerin incitilmesi ya da eklemlerdeki sıvının farklı nedenlerden ötürü azalması olmaktadır. Refleksoloji ve kalça ağrılarının oluşmasını engellemek adına tedavi yapılacağı zaman öncelikle bu rahatsızlığın nedenleri ortaya çıkartılır. Sonrasında da nedenin sona erdirilmesi adına gerekli olan çalışmalar yapılır. Çünkü ağrıların ortaya çıkma nedenleri bilinmediği durumlarda yapılacak olan refleksoloji tedavilerinde ne yazık ki istenilen sonuçlar ortaya çıkmayacaktır. Kalça ağrılarının meydana geldiği duruma bağlı olarak farklı noktalara baskı uygulanır. Lakin bu işlemlerin sonrasında kişilerin kalça ağrılarının sona ermesi adına yapılması gereken en doğru şey, düzenli olarak seansların gerçekleştirilmesidir.

Travma Belirtileri, Nedenleri ve Etkileri

Travma, Amerikan Psikoloji Derneği (APA) tarafından birisinin son derece olumsuz bir olaya duyduğu duygusal tepki olarak tanımlanır. Travma korkunç bir olaya normal bir tepki olsa da, etkiler o kadar şiddetli olabilir ki, bireyin normal bir yaşam sürme yeteneğine müdahale ederler. Böyle bir durumda, travmatik olayın neden olduğu stres ve disfonksiyonu tedavi etmek ve bireyi duygusal bir refah durumuna geri döndürmek için yardıma ihtiyaç duyulabilir.

Travmanın Temel Kaynakları Nelerdir?

Travmaya, mağdurun zihinsel ve duygusal istikrarı üzerinde kalıcı bir etkiye neden olan ezici derecede olumsuz bir olay neden olabilir. Birçok travma kaynağı doğada fiziksel olarak şiddetliyken, diğerleri psikolojiktir. Bazı yaygın travma kaynakları şunlardır:travma belirtileri, travma tedavisi yapımı, travma etkileri neler

  • kolza
  • Aile içi şiddet
  • Doğal afetler
  • Şiddetli hastalık veya yaralanma
  • Sevilen birinin ölümü
  • Şiddet eylemine tanık olmak

Travma genellikle ancak her zaman değil, travmaya neden olan bir olay yerinde bulunmasıyla ilişkilidir. Uzaktan bir şeye tanık olduktan sonra travmayı sürdürmek de mümkündür. Küçük çocuklar travmaya karşı özellikle savunmasızdır ve duygusal refahlarını sağlamak için travmatik bir olay meydana geldikten sonra psikolojik olarak incelenmelidir.

Travmadan Acı Çeken Bir Kişinin İşaretleri Nelerdir?

Travmanın nedenleri ve semptomları çeşitli olsa da, dikkat edebileceğiniz bazı temel travma belirtileri vardır. Travmatik olaylara katlanan insanlar genellikle sarsılmış ve şaşırmış görünürler. Konuşmaya normalde göründüğü gibi yanıt vermeyebilirler ve konuşurken bile sık sık çekilmiş veya görünmezler.

Bir travma kurbanının başka bir belirtisi kaygıdır. Travmaya bağlı kaygı , gece terörü, sinirlilik, sinirlilik, zayıf konsantrasyon ve ruh hali değişimleri gibi problemlerde ortaya çıkabilir. Bu travma belirtileri yaygın olmakla birlikte, kapsamlı değildir. Bireyler travmaya farklı şekillerde tepki verirler. Bazen travma, kurbanın en yakın arkadaşları ve ailesi için bile neredeyse fark edilmez. Bu vakalar, travmatik bir olay meydana geldikten sonra, ilk rahatsızlık belirtisi göstermese bile birisiyle konuşmanın önemini göstermektedir. Travma, gerçek olaydan günler, aylar hatta yıllar sonra ortaya çıkabilir.

Travmanın Duygusal Belirtileri

Duygu, travmanın ortaya çıktığı en yaygın yollardan biridir. Travmanın bazı yaygın duygusal belirtileri arasında inkâr, öfke , üzüntü ve duygusal patlamalar bulunur. Travma kurbanı, yaşadıkları ezici duyguları arkadaşlar veya aile üyeleri gibi diğer kaynaklara yönlendirebilir. Bu, travmanın sevdikleriniz için de zor olmasının nedenlerinden biridir. Sizi uzaklaştıran birine yardım etmek zordur, ancak travmatik bir olaydan sonra ortaya çıkan duygusal semptomları anlamak süreci kolaylaştırmaya yardımcı olabilir.

Travmanın Fiziksel Belirtileri

Travma genellikle fiziksel olduğu kadar duygusal olarak da kendini gösterir. Travmanın bazı yaygın fiziksel belirtileri arasında solukluk, uyuşukluk, yorgunluk, zayıf konsantrasyon ve yarış kalp atışı bulunur. Mağdur kaygı veya panik atak geçirebilir ve bazı durumlarda baş edemeyebilir. Travmanın fiziksel belirtileri, fiziksel yaralanma veya hastalık belirtileri kadar gerçek ve endişe verici olabilir ve travmatik bir olaydan sonra stres seviyelerini yönetmeye dikkat edilmelidir.

Travmanın Kısa ve Uzun Vadeli Etkileri

Travmanın tüm etkileri kısa bir süre içinde ya da haftalar hatta yıllar boyunca ortaya çıkabilir. Kalıcılığı önlemek için travmanın tüm etkileri derhal ele alınmalıdır. Travma ne kadar erken giderilirse, mağdurun başarılı ve tam olarak iyileşme şansı o kadar artar.

Travmanın kısa ve uzun vadeli etkileri benzer olabilir, ancak uzun süreli etkiler genellikle daha şiddetlidir. Travmadan sonra kısa süreli ruh hali değişiklikleri oldukça normaldir, ancak ruh halindeki değişiklikler birkaç haftadan daha uzun sürerse, uzun süreli bir etki ortaya çıkabilir.

Yapabileceğim Bir Test veya Öz Değerlendirme Var mı?

Travma için çevrimiçi değerlendirmeler mevcut olmakla birlikte, öz değerlendirme üzerinde profesyonel değerlendirme yapılması önerilir. Mağdur veya sevilen kişi bazı şeyleri görmeye meyillidir ve önyargılı olurken, bir profesyonel nesneldir ve önyargıyı telafi etmek için eğitilir.

Kendiniz veya travma geçiren sevdikleriniz için profesyonel bir değerlendirme almakla ilgili daha fazla bilgi edinmek için şu adresteki yardım hattımızı arayın . Güler yüzlü uzmanlarımız çağrıyı yanıtlamak ve iyileşmeye başlamak için ihtiyacınız olan tüm bilgileri sağlamak için 7/24 hizmetinizdedir.

Travma İlaçları: İlaç Seçenekleri

Travma, diğer bazı zihinsel bozuklukların aksine , bir olay veya deneyim tarafından indüklenirken, bazı ilaçların kullanılmasıyla tedavi edilebilir. Tüm travmalar ilaç gerektirmez, ancak anksiyete ve depresyon gibi travma semptomlarının tedavisinde faydalı bir araç olabilir. İlacın gerekli olup olmadığını belirlemek için bir sağlık uzmanı ile çalışmak önemlidir.

Travma İlaçları: Olası Seçenekler

İlaç seçenekleri, bireyin psikolojik ve tıbbi geçmişine ve semptomların şiddetine bağlı olacaktır. Eğer depresyon şiddetli ve uzun bir dönem boyunca hissetti, ortak antidepresan ilaçlarla tedavi edilebilir. Klinik depresyon, üç aydan uzun süren herhangi bir depresif dönem olarak tanımlanır. Birçok travma kurbanı, anti-anksiyete ilacı almaya uygun anksiyete hastaları kategorisine girer.

İlaç Yan Etkileri

Travma semptomları için ilaç alıp almama konusundaki hususlardan biri ilaç yan etkilerinin varlığıdır. Tüm ilaçların yan etkileri vardır ve şiddet, ilaç sınıfına ve bireysel vücut kimyasına bağlı olarak büyük ölçüde değişir. Bazı yan etkiler diğerlerinden daha yönetilebilir ve potansiyel olumsuz yan etkiler her zaman hastanın potansiyel faydasıyla karşılaştırılmalıdır.

Uyuşturucu Bağımlılığı, Bağımlılık ve Geri Çekme

Ne yazık ki, travma kurbanlarının kendi kendine ilaç verme ve travmanın etkileriyle başa çıkma aracı olarak ilaçlara başvurmaları nadir değildir. Hükümet çalışmaları, insanların yüzde 25’inin 16 yaşından önce travma yaşadığını ve bu bireylerin uyuşturucu veya alkol bağımlısı olma olasılığının daha yüksek olduğunu tahmin ediyor.

Aşırı dozda ilaç tedavisi

Aşırı dozda ilaç alımı, bir kişi fiziksel zarara neden olacak kadar önemli miktarda ilaç aldığında ortaya çıkar. Aşırı doz genellikle madde kötüye kullanımı ile birlikte ortaya çıkar, ancak kazara olabilir ve düzenli koşullar altında ortaya çıkabilir. Herhangi bir doz aşımı vakası ciddiye alınmalı ve aşırı dozun tekrar oluşmamasını sağlamak ve nedenin madde kötüye kullanımı olup olmadığını belirlemek için profesyonel yardım alınmalıdır.

Depresyon ve Travma

Depresyon ve travma yüksek komorbidite oranlarına sahiptir ve umutsuzluk, halsizlik ve üzüntü duyguları birkaç gün hatta haftadan daha uzun sürebilir. Bir travma meydana geldiğinde, travma sonrası stres bozukluğu sıklıkla ortaya çıkar. Veteran Affairs Departmanı, depresyonun TSSB gelişen travma kurbanlarında genel nüfustan üç ila beş kat daha fazla olduğunu tahmin etmektedir.

Çift Teşhis: Bağımlılık ve Travma

Ne zaman TSSB belirtileri çok fazla olur, depresyon ve anksiyete normal yollarla baş etmek, madde kötüye kullanımı, travma dönüşün birçok kurban. Daha önce de belirtildiği gibi, mağdurların genel nüfusun diğer üyelerinden daha fazla bağımlılık geliştirmesi daha olasıdır . Bir travma kurbanının sevdiklerinin, TSSB’nin tek dış belirtisi olsa bile, travma sonrası bağımlılık belirtilerini araştırması önemlidir.

Kulak Ağrısı Nedenleri ve Ağrıyı Geçirme

Birçoğumuz çocukken kulağımızın ağrıdığını hatırlarız; ancak kulak ağrısı, genellikle burun ve boğazdaki virütik bir enfeksiyon ile birlikte yetişkinlerde de sık sık görülür. Bazı durumlarda, evde uygulanan basit tedaviler yalnızca ağrıyı dindirmek ve iyileştirmekle kalmaz, ağrının tekrarlama ihtimalini de azaltır.

Kulak ağrısı genellikle dış veya orta kulağı etkileyen hastalıklardan kaynaklanır. Dış kulaktaki ağnlann nedenleri arasında, ya çıban gibi bir bölgeye toplanmış ya da daha genel bir kırmızılık ve şişlik yaratan bir enfeksiyon veya iltihaplanma yer alır. Kırmızılık ve şişlik alegik bir reaksiyon olabileceği gibi suya sık dalıp çıkmaktan da kaynaklanabilen (yüzücü kulağı diye anılan durum) bir tahriş sonucu oluşabilir. Dış kulak kanalına giren yabancı bir madde de ağn yapabilir. Bu duruma özellikle, kulaklarına boncuk gibi cisimler sokmaya meraklı olan küçük çocuklarda rastlanır. Böyle bir cisim kulak kanalında sıkışıp kalırsa ağn ve iltihap yapar. Daha sonra burada bir bakteri veya mantar sonucu enfeksiyon oluşursa akıntı başlayabilir. Kulak zarına basınç yapan buşon (kulak kiri) da ağrı yaratabilir.kulak ağrısı nedenleri, kulak ağrısı geçirme, kulak ağrısı nasıl geçerOrta kulağı etkileyen en ağnlı durum ise soğuk algınlığı ve diğer burun ve boğaz enfeksiyonlarının olası komplikasyonu olan otittir. Burundaki bir iltihap östaki borusunu tıkarsa sıvı birikimi meydana gelir. Virüs ve bakteriler bu sıvıda ürer ve kulak zan üzerindeki basınç artar. Alerjik nezle de kulak rahatsızlığı ve işitme kaybına neden olabilir. Kulak ağrısının diğer nedenleri arasında diş sorunları ve suya dalarken veya uçak yolculuğunda oluşan basınç farkı sayılabilir.

Bunu biliyor muydunuz?

Kulak ağrısı genellikle geceleri ağırlaşır. Yattığınızda, özellikle de ağrıyan kulağın tarafına yatılırsa iç kulak iyi boşalamaz ve ayrıca uyku enasında daha az yutkunulduğu için östaki borusu fazla genişleyemez.

Korunma

Bebeğinizi tercihen en az bir yıl emzirerek ilerde meydana gelebilecek kulak ağrılarından koruyun. Anne sütündeki antikor ve diğer maddeler bağışıklık sistemini güçlendirir ve enfeksiyonlara karşı koruyarak kulak sorunlarını önlemede önemli bir rol oynar. Yetişkinlerin ve çocukların, Ostaki borusunun ve orta kulağın zarını tahriş eden dumanlı havadan sakınmaları gerekir. “Yüzücü kulağı”na eğiliminiz varsa, yüzmeden önce kulaklannızı vazelinli kuzu yünüyle tıkayın. Halka açık havuzlara, kirli göl ve nehir sularına girmeyin.

Beslenme: Enfeksiyon veya alerjinin neden olduğu kulak ağrısını önlemek için sağlıklı bir beslenme rejimi izleyerek bağışıklık sisteminizi güçlendirin.

Her gün çiğ sanmsak yiyin ve yediklerinize ek olarak beta-karoten, C ve E vitamini ile flavonoid takviyesi alın. Kendinizin veya çocuğunuzun kulak ağrısının bir besin hassasiyetinden kaynaklandığını düşünüyorsanız, suçluyu bulmaya çalışın.

Uçak yolculuğunda

Uçaktaki basınç değişimlerinden kaynaklanan kulak ağrılarını önlemek için uçak kalkarken ve inerken aşağıdaki tedbirleri alın:

  • Sık sık esneyin.
  • Devamlı olarak yutkunun, sakız çiğneyin veya su yudumlayın.
  • Bir enfeksiyon geçirmiyorsanız, burnunuzu sıkın, ağzınızı kapayın ve üflemeye çalışın.

Tedavi

Dış kulakta yabancı bir madde varsa bunu doktorun çıkarması gerekir. İltihaplı veya enfeksiyon kapmış bir kulaktaki ağrı bazen aşağıdaki basit ilaçlarla giderilebilir:

  • Ostaki borusunun boşalmasını sağlamak için uyurken başınızın altına bir yastık daha koyun.
  • Kulağınızı ısıtın. Ağrıyan kulağın üstüne bir sıcak su torbası koyun veya sıcak tuz torbası kullanın.

Aromaterapi: Uçucu yağların buharlarını teneffüs etmek veya bu yağlan seyrelterek kulağa uygulamak ağrının dindirilmesine yardımcı olur. Hamileliğin ilk 20 haftasında kayeput yağını kullanmayın.

  • Yarım litre kaynar suya beş damla lavanta, kayeput veya papatya yağı damlatın. Buharını 10 dakika teneffüs edin.
  • İki çay kaşığı ılık zeytinyağına üç damla kayeput veya lavanta yağı damlatın ya da sığırkuyruğu veya sarı kantaron yağlarını seyreltmeden kullanın. Ağrıyan kulağınız yukarı bakacak şekilde başınızı yana eğin. Kulağa yağdan birkaç damla damlatın ve bir pamukla hafifçe tıkayın. Kulaktan gelen renksiz, iltihaplı veya kanlı bir akıntı olması halinde kesinlikle yağ damlatmayın. Böyle bir akıntı kulak zarının delindiğine delalet olabilir ve damlattığınız yağ orta kulağa girerek daha fazla tahrişe neden olabilir.
  • Az önce bahsedilen yağlardan herhangi birini iki çay kaşığı tatlı badem yağı ile karıştırın ve bundan birkaç damla kullanarak kulak ve boğaz derisini yumuşatın.

Ne Zaman Tıbbi Yardım Gerekir?

  • Kulak ağrısı çok şiddetliyse veya birkaç günden fazla sürerse.
  • Kulakta yabancı bir madde veya iltihap varsa.
  • Yüksek ateş görülürse.

Acil Durum

  • Kulaktan renksiz bir akıntı veya kan gelirse.

Ortodontist Nedir?

Ortodontist Nedir?
Bu yazımızda, ortodonti tedavisi görmek isteyenlerin merak ettiği diğer bir konu olan ortodondist nedir sorusunu cevapladık.

Ortodontist nedir ?
Diş ile yüzdeki düzensizliklerin teşhisi ve tedavisi hususunda uzmanlaşmış diş hekimlerine ortodontist ya da ortodonti uzmanı denir.

Ortodontist olabilmek için ilk olarak bir diş hekimliği fakültesinden mezun olmak, sonrasında da en az dört yıl süren bir uzmanlık veya doktora programını bitirmek gerekir. Bu eğitimi esnasında ortodonti uzmanı, diş hareketini kontrol altına almaya ve yüz gelişimini yönlendirmeye yönelik bilgileri edinir. Yalnızca anılan uzmanlık veya doktora eğitimini başarıyla tamamlamış bulunan diş hekimleri ortodonti uzmanı veya ortodontist unvanı alır.

“ Ortodontist nedir ?” sorusunun cevabını bundan ibaret. Şimdi diğer bir soruya geçelim:

Ortodontist nasıl olmalıdır?
Ortodonti tedavisi yaptırmaya karar verdiğinizde halletmeniz gereken ilk iş iyi bir ortodonti uzmanı bulmaktır. Dolayısıyla tedaviyi hangi ortodontiste yaptıracağınıza karar vermeden önce iyi bir araştırma süreci geçirmelisiniz.

Ortodontist araştırmanız için yararlanmanız gereken ilk kaynak çevrenizdir. Her vak’a ve tedavi için farklılıklar arz edebiliyor olsa da genel olarak bir diş hekimi referansları ile bilinir. Yine internette ve çeşitli platformlarda ya da diş klinikleri ile hekimlerin internet sitelerini ziyaret ederek fikir sahibi olabilirsiniz.

Bunun dışında iyi bir ortodontist konuyla ilgili doktrinsel bilgi düzeyi yüksek; ortodontialanındaki yenilikleri ve teknolojik gelişmeleri yakından takip eden, iletişimci, titiz, dikkatli ve hassas bir kişiliğe sahip olmalıdır.

Türkiye’deki tüm ortodontistlerin ad-soyad-ünvan-adres ve telefon bilgilerine Türk Ortodonti Derneği‘nin sitesindeki “Ortodontist arama” kısmından ulaşabilirsiniz.