Testis Ağrısı Nedenlerinin Sebepleri

Testislerde yaşanan ağrılar her erkek için kaygı vericidir fakat çoğu zaman ağrılar şiddetlenene kadar doktora gitmek tercih edilmemektedir. Testis ağrısı, birçok farklı sağlık sorununun belirtisi olarak ortaya çıkar. Testis ağrısı nedenleri arasında ilk sıralarda; travmalar, kasık fıtığı, çıban ve kistler gelmekle birlikte testis kanseri, böbrek taşı gibi ağrının daha ciddi nedenleri vardır. Düzenli olarak testis ağrısı yaşıyorsanız ve ağrılar şiddetini arttırıyorsa, vakit kaybetmeden bir doktora giderek altında yatan nedene bağlı olarak uygun tedavi yöntemleri hakkında bilgi almanız gerekir.testis ağrısının sebepleri, testis ağrısı neden görülür, testis ağrısı niye oluşurKasık Fıtığı

Kasık fıtığı ise erkekler arasında oldukça yaygın olmasına rağmen çoğu erkek bu rahatsızlığın farkında değillerdir. Testis ağrısı yaşıyorsanız ve özellikle nedenini net olarak belirleyemiyorsanız sorunuzun cevabı kasık fıtığı olabiliyor. Kasık fıtığı ağrısı genellikle her iki testisi de etkilemektedir.

Testis Kanseri

Testis ağrısı nadir olarak testis kanserinin belirtisi olarak ortaya çıkmaktadır. Testis kanseri olan erkeklerin yalnızca %10’u testis ağrısından şikayet edilir. Fakat bu %10’luk dilim kanserin erken teşhisinin önemi düşünüldüğünde ciddiye alınması gerekir. Testis kanserinin ağrı dışında kalan; göğüs, sırtın altı ve karın bölgesinde hassasiyet, skrotumda sıvı toplanması, testisler üzerinde ya da çevresinde şişlik gibi diğer belirtileri görüldüğünde vakit kaybetmeden doktor kontrolüne gidilmesi gerekir.

Testislerin Bükülmesi

Testislerin bükülmesine neden olan yaralanmalar, testislere olan kan akışının kapanmasına yol açabiliyor. Bu durumda oluşan ağrılar oldukça şiddetli gerçekleşir ve kendinizi ister istemez doktor muayenesinde bulmanız mümkündür. Damarın kapanması ile testislere kan akışının durması ciddi bir sorundur ve testis kaybına yol açabileceğinden acil müdahale edilmesi gerekiyor. Cerrahi müdahaleyle damar düzeltilerek kan akışı normale döner.

Kan Çıbanı Nedir?

Testislere alınan darbeler her zaman geçici ağrılarla atlatılamayabilirsiniz. Çok katmanlı bir kese ile çevrili testislere gelen şiddetli darbeler, bu keseler arasında kan birikmesine neden oluşur ve buna halk arasında kan çıbanı adı verilmektedir. Kan çıbanı bazen sadece dinlenme ile kendiliğinden geçer. Bazı durumlarda ise doktor muayenehanesinde aynı gün içinde gerçekleştirilen küçük operasyonla kanın akıtılması gerekir. Kan çıbanının ciddiyeti kanamanın meydana geldiği bölgeyle alakalıdır.

İmplant Nasıl Yapılır ve Kimlere Uygulanabilir?

İmplant nasıl yapılır sorusunun cevabını verebilmek için, doktorunuzun öncelikle ne tip bir implant’a ihtiyacınız olduğunu belirlemesi gerekir. Zira yaygın inanışın aksine, implant’ların hepsi de ameliyat ile yerleştirilmez. Operasyonsuz, hatta anestezi dahi uygulanmadan yerleştirilebilen implant türleri mevcuttur. İmplant’ın türü belirlendikten sonra ise, çeşidi belirlenecektir. İsveç Nobel Biocare, Sweden Martina (İtalya), Xiva (Almanya) ve İnter İmplant (İsviçre) olmak üzere belli başlı implant çeşitleri mevcuttur. Bunalr arasında fiyat olarak genellikle Sweden Martina daha uygunken, en bilinen ve çok uygulanan ise İnter İmplant sistemidir. Tüm bu sistemler, operasyon öncesi gerektirdikleri harici işlemler, uygulanabildikleri kemik yoğunlukları ve hatta şekilleri bakımından farklılık gösterir. Sizin için en uygun çözümü, diş hekiminiz tespit edecektir. İmplant nasıl yapılır sorusu, ancak bu aşamadan sonra sorulabilir.

Hangi Uygulamalar Yapılır?

İmplant nasıl yapılır, implant türleri, çene kemiğiTüm bu tespitlerden sonra, kemik içine yerleştirilen implant ihtiyacınız olduğu ortaya çıkmışsa, implant uygulanacak dişinizin durumu önem taşır. Zira dişiniz sağlıklı durumdaysa ve diğer şartları da taşıyorsa, diş hekiminiz bu dişi çekecek ve oluşan boşluğa implant’ı yerleştirecektir. Tahmin edilebileceği gibi, en hızlı, en acısız ve en pratik yöntem budur. Ancak kalıcılık oranı genellikle düşüktür. İlk on yıldan sonra daha çok sorun çıkarma eğilimindedir. Operasyon ile çene kemiğiniz içerisine yerleştirilen implant’lar ise, uygulamaları daha zahmetli olmalarına rağmen başarı ve kalıcılık oranları çok daha yüksektir. Anestezi altında çene kemiğiniz oyularak içine implant yerleştirilir ve dikiş atılır. Bir hafta sonra dikişler alınıp geçici protez takılır. Takriben 3 ile 6 ay sonra da kalıcı proteziniz takılacaktır. Bu süre, kişinin yaş ve kemik yoğunluğuna göre farklılık gösterir. Kemik yoğunluğu fazla olan kişilerde süre daha da kısalabilmektedir.

Kimlere İmplant Yapılabilir?

İmplant nasıl yapılır sorusunun cevabını bu şekilde verdikten sonra, kemik yoğunluğu yeterli olan her yaştan hastaya uygulanabildiğini belirtmek gerekir. Yaşı çok küçük veya çok yüksek hastalarda kimiz aman operasyon öncesi kemik ekimi denen ayrı bir işlem yapmak gerekebilir. Kemoterapi alanlar ile kortizon kullananlar ise tedavileri bitmeden implant taktıramaz. Zira bu tedavi türleri, enfeksiyon riskini artırır.

Depresyonun Belirtileri Nelerdir?

Depresyonun belirtileri ciddiye alınmadığında çok ciddi ruhsal hastalıklara sebep olabiliyor. Depresyon şüphesiz çağımızın en tehlikeli hastalıklarından biridir. Çoğu zaman basit telkinlerle kendimizi rahatlatmaya çalışarak aslında ruh halimizi anlamamıza rağmen geçiştirip ertelemekteyiz. Fakat ya depresyona girmiş ve ya bunu fark edemiyorsak? İşte asıl tehlike o zaman başlamaktadır. Depresyon yakalanması kolay kurtulması sabır ve doktor desteği isteyen bir rahatsızlıklardandır. Hemen herkes depresyona yakalanabilir. Bu yüzden hangi belirtiler depresyonun habercisi bunu iyi bilmek gerekir.

Suçluluk Duygusu ile Umutsuz Olma

Kendinize olan güveniniz, saygınız kaybolur ve ya suçluluk hissi ile birlikte geleceğe dair karasar düşünceler ortaya çıkmaktadır. Kimi zaman bazı kişiler kendilerinden, çevrelerinden ve ya geçmişte yaptıklarından nefret etmektedirler.

sinir, depresyon, suçluluk hissiYorgunluk ile Halsizlik

Yapılan araştırmalar gösteriyor ki depresyona yakalanan kişilerin yaklaşık %73 ünde yorgunluk gözlemlenmiş. Bu kişiler yeteri kadar uyumuş olsalar ve ya yorucu bir iş yapmamış olsalar bile kendilerini halsiz ve yorgun hissettiklerini belirtilmiştir.

Uykusuzluk

Depresyona yakalanmış kişilerin yaklaşık %97 si uykusuzluk sorunu yaşıyor. Ayrıca uykusuzluk sorunu çeken normal kişilerin de depresyona yakalanma ihtimali çok fazladır.

Öfkeli ve ya Asabi Olma

Depresyonun ilk aşamalarında öfke ve asabiyet görülür. Kişi aniden sinirlenebilir ve ya gereksiz konulara kızabilmektedir. Bazı depresyonlu kişiler öfkelerini dışa vururken bazıları içine atıyor.

Endişe Duyulması

Depresyona yakalanan kişilerde endişe duyma hali paranoya seviyesine varabilmektedir. İçten içe sizi huzursuz etmektedir. Öyle ki bazı durumlarda kalbin hızlı atması, çarpıntı ve aşırı terleme gibi belirtiler olabiliyor.

Odaklanmada Zorlanma ile Kısa Süreli Hafıza Kaybı Yaşanabilir!

Herhangi bir şeye birkaç saniyeden çok odaklanamıyorsanız depresyonda olma ihtimaliniz yüksek. Depresyona yakalanmış kişiler kısa süreli de olsa hafıza kaybı yaşayabilirler.

Umursamaz Hal ve ya Tavırlar Sergilenmesi

Hayatı çok uç noktalarda sınırsızca yaşamakta depresyon belirtisi olabiliyor. Daha önce hiç yapmadığınız şeyleri bir anda çılgıncasına yapmaya başlarsanız buna dikkat etmeniz gerekir.

Eğlenceli Aktivitelerden Keyif Almaması

Depresyona yakalanmış kişiler kendilerini her türlü sosyal etkinlikten, eğlenceden ve ya arkadaş çevresinden mahrum bırakılırlar. Hatta en sevdikleri programlar, müzik vb. aktiviteler dahi keyfi vermemektedir.

Vajinismus Tedavisi Nasıl Yapılır

Cinsel hastalıklar ve sorunlar arasında en sık rastlananı son zamanlarda vajinismus olmaya başladı. Ancak cinsel sorunlar arasında tedavisi en kolay ve en hafif sorun olarak değerlendirilebileceğinden dolayı korkup panik yaşanması gereken bir problem olarak görülmez. Son zamanlarda kadınların yaşadığı ve cinsel birleşmeden korktukları durum karşılığında üzerine gidilmediği ve sorun çözülmediği takdirde ikili ilişkilerde olumsuz bir şekilde etkilendiğinden dolayı en kısa süre içerisinde gerekli önlemler alınmalıdır.

İlişkide Kavgaların Önemli Nedeni

Bu anlamda uzman bir doktora görünerek sorunun çözümü için hareket edilebilir. Vajinismus nedenleri çeşitli sorunlardan dolayı ortaya çıkabilir. Özellikle cinselliği bastırmış ve ayıp bir durum olarak gören toplumlarda bu sorunları yaşama olasılığı daha fazla olduğu için cinsellikten soğutacak çeşitli konuşmaların ve açıklamaların yapılması yanlıştır. Genellikle kız çocukları küçük yaşlarda cinsellik konusunda defalarca uyarıldığı ve korkutulduğu için ve hatta çoğu zaman kötü bir durum olarak yansıtıldığı için bu tür sorunlar ortaya çıkmaktadır.Vajinismus nedenleri, cinsel sorunlar, cinsellik

Genellikle cinsel ilişkilerin oldukça acılı ve zorlu bir süreçten geçtiğinin anlatılması kişilerin korkarak cinsellikten adım adım uzaklaşmasına neden olmaktadır. Vajinismus nedenleri genellikle psikolojik sebeplere bağlı olarak gelişmektedir. Bu anlamda kişilerin durumu bilinçaltlarında kurguladıkları ve kötü bir durum olarak gördükleri için bazı sorunlar yaşadıkları ifade ediliyor. Bunun ardından daha önceki dönemlerde cinsel muayeneler yaşayan kişilerin bazı kötü anılarının da bu gibi olumsuz durumlara neden olduğu ifade edilmektedir. Tüm bunların ardından genellikle sorunların çözümleri için uzman ve profesyonel bir destek almak sorunların çözümü açısından oldukça önemli olacaktır. Telkinlerle ve sorunların ciddi olmadığının farkına varılması ile birlikte bu tür sorunların üstesinden kısa sürede gelinebilir.

ÇOCUK AYAKKABISI ALIRKEN NELERE DİKKAT EDİLMELİDİR?

Çocuk sağlığında üzerinde durulan konulardan bir tanesi de çocuk ayakkabısıdır. Hayatının en önemli zamanları olan yürüme çağında uygun ayakkabı kullanması çocuklar için önemlidir. Günümüzde artık doğumdan itibaren kullanılabilecek bebek ayakkabılarını her yerde görmek mümkün. Ancak kullanılan her ayakkabı sağlıklı olmadığı gibi erken dönemde giydirilen çocuk ayakkabısı da çocuk ve bebeklerde ayak yapısının bozulmasına neden olabilmektedir. Bu nedenle çocukların ayakkabı kullanımına uygun zamanda başlaması gerekir.

Çocuk Ayakkabısı Nasıl Olmalıdır

ayakkabı, çocuk ayakkabısı, çocuk ayakkabısı modelleriÇocuk ayakkabısı alırken dikkat edilmesi gereken ilk nokta zamanlamadır. Çocuk ayakkabısı alırken artık herkesin üzerinde durduğu konulardan bir tanesi de ortopedik ayakkabı seçimi.
Günümüzde birçok bilinçli anne ve baba çocuğu için ortopedik ayakkabı seçimine önem veriyor. Ancak her ne kadar gerçekten ortopedik ayakkabılar bulunsa da sahte ortopedik damgası kullanılan modeller de bulunabiliyor. Bu nedenle ayakkabı seçiminde bilinen markaların çocuk ayakkabısı modellerinin tercih edilmesi gerekir. Bunun dışında çocuğun ayak yapısına uygun bir modelin kullanılması da önemlidir. Çocuğun rahat yürüyebileceği bir model daha şık ve gösterişli bir çocuk ayakkabısından çok daha faydalı ve kullanışlı olacaktır.

ayakkabı, çocuk ayakkabısı, çocuk ayakkabısı modelleri
Bu nedenle seçim yaparken modelden önce özelliğine göre seçim yapmanızda yarar var. Çocuk ayakkabısı alırken dikkat edilmesi gereken noktalardan bir tanesi de elbette mevsimine uygun ayakkabının seçilmiş olmasıdır. Yaz aylarında daha çok hava alan file ayakkabı modellerinin ya da sandalet modellerinin tercih edilmesi çocuk için rahat bir seçim olacaktır. Hava alması nedeni ile bu tarz modeller yaz aylarında kullanılabilir. Bunun dışında kış aylarında kullanılacak ayakkabıların da kapalı ancak yine hava alan ayakkabılar olması gerekir. Eğer çocuğunuzun dışarıda ayakkabı kullanması gerekmiyorsa ev içinde zaman zaman ayakkabıyı çıkarabilirsiniz. Dışarıda kullanılan ayakkabıların da düzenli olarak bakım yapılması rahat kullanım için önemlidir.

Sindirimi Hızlandıran Bitkilerin Faydaları

Zamanla alınan kiloların alt nedeni hareketsiz yaşam, sindirim sistemin yavaşlaması, egzersiz veya spor yapmamak. Spor yapmaya vakti olmayan veya sevmeyen kişiler için en iyi tercih olarak bitkilerdir. Bazen iş yoğunluğundan kafamızın dolu olmasından egzersiz yapmak pek istemeyiz. Ama kilo olmasın diye de alternatif çözümler arandığında bitkiler hayat kurtarıcıdır. Bitki çayları metabolizmayı hızlandırarak dinlememizi sağlayarak hatta ağrılarımız içinde faydalı olacaktır. Bitki çayları ucuz, yapımı kolay olması, fazla sağlık açısından sorun yaratmadığı için tercih edilir. Bitki çayları metabolizmanın hızlı çalışmasına ve günlük yaşam içinde hareket yapmadan harcayacak kalori miktarını da arttırıp zayıflamanıza destek olacaktır. Metabolizmanın çalışması ile sindirime faydası olacaktır.sindirimi hızlandıran bitkiler, bitkilerin sindirime faydaları, sindirimi hızlandıran bitkilerin kullanımıMetabolizmanın hızlı çalışması için tavsiye edilen çayların başında yeşil çay gelmekte olup sonra tarçın çayı, papatya çayı, ada çayı, funda çayı, zencefil çayı, beyaz çayı, ıhlamur çayı gibi kullanımı daha çok olanların arasında ilk akla gelenlerdir. Ayrıca maydanoz, at kuyruğu bitkisi, fesleğen, kekik, tere, civan peremi gibi bitkilerinde kullanılması da sindirim sistemi için faydalı olacaktır. İştah azaltıcı olarak da mısır püskülü kullanılabilir. İştahı azaltarak vücutta bulunan fazla yağların eritilerek atılmasına yardımcı olurlar.

Tavsiye edilen ölçüde bitki kurutulmuş papatya veya elinizin altında olan tarçın da olabilir kullanılarak bardağa konulur ve sıcak su dökülerek ağzı kapatılarak dem alınması beklenilir sonra içine şeker yerine bal veya şekerle hafifçe tatlandırılır. Bu hazırlanan bitki çayları ve bitkiler sabahları aç karnına içilmeli veya yenmelidir. Böylece metabolizmanın çalışmasına ve canlanmasına yardımcı olacak toksinlerin de atılmış olmasına yardımcı olacaktır.

Bitki Çaylarında Dikkat Edilecek Hususlar
Bitki çaylarının metabolizmayı hızlandırmak gibi özelliklerinin yanında çoğu aynı zamanda da kafein içerdiğinden aşırı kullanım olması halinde çarpıntı, baş dönmesi, uykusuzluk, yorgunluk hissi ve mide bulantısına da yol açabilirler. Bitki çayların günde 3 bardaktan fazla içilmesi gerekir.. Eğer düzenli olarak ilaç kullanıyorsanız şeker hastalığı için, tansiyon, kan inceltici, depresyon ,ağrı kesici gibi metabolizmayı hızlandıran çayları içmeden önce doktorunuzla görüşmelisiniz

Akciğer Kanseri Nedenleri Ve Tedavisi 

Günümüzde hastalık oranları giderek artmış ve kanser çeşitleri oldukça fazla karşılaşılan bir hastalık haline gelmiştir. Kanser, bir hücrenin dışardan etkilenmesi ile yada genetik olarak oluşturduğu kanser vücuda tehdit edici unsurlar sunabilmektedir. Kanserin 1. evre 2. evre ve 3. evresi vardır. Kanser hücreli eğer daha yeni bir oluşum içinde ise 1. evre, eğer oluşumunu biraz ilerletmiş bir durumda ise 3. evre, eğer ki oluşumunu tamamlamış ve diğer organları da tehditkar hale gelmiş ise 3. yani son evre halini almış demektir. Kanser hastaları ilk zamanlarda bu hastalığın farkına varır ve erken müdahale için doktora giderler ise kanser oldukça başarı şekilde yenilerek tedavi süreci tamamlanabilmektedir. akciğer kanseri, akciğer kanseri nedenleri, akciğer kanseri tedavi yöntemleri Ülkemizde ve dünyada karşılaşılan en çok kanser türü akciğer kanseri olmaktadır. Akciğer kanseri son yıllarda artan türün mamullerinin kullanımının artması ile oldukça fazla oranda rastlanan ve ileri seviyelere çok çabuk geçebilen bir kanser türüdür. Akciğer kanserleri iki çeşitten oluşurlar. Küçük hücreli ve büyük hücreli kanser hücreli olarak ayrılan kanser öncelikle röntgen sonuçlarında görülebiliyor ise ön teşhis konulur daha sonra kapsamlı bir araştırma ile yani kanserden şüphelenilen hücreden bir örnek alınması ve patolojiden rapor almak kaydı ile kanser olduğu teşhisi konulmaktadır.  kanser hücreli fazla yayılma göstermemiş ise akciğer kanseri hastaları öncelikle ilaçla tedavi görür ve daha sonra ilaç tedaviye cevap vermez ise kemoterapi ve radyoterapi görmektedir.

Akciğer Kanserini Tetikleyen Noktalar Nelerdir?

Akciğerler bilindiği üzere nefes almamıza yarayan bir organımızdır. Akciğerler oksijen alır ve kalbe giden beyne giden oksijen molekülleri ile vücudumuzu besler ve sağlıklı bir hayat sürdürmemizi sağlarlar. Son yıllarda fazlaca tüketimi görülen sigara içinde barındırdığı, nikotin, tütün, karbon monoksit, çeşitli asit maddeleri, zift, alkol vs zararlı maddelerin bir araya gelmesi ile solunum yolu ile akciğerlere işleyen bir dumanı içimize çekmemize neden olur. İçimize çektiğimiz duman ciğerlere ulaştığında akciğerler bu dumana maruz kalıp  etkileşime girdiğinde ciğerler karbon monoksit ağırlıklı duman ile ani bir gerilim yaşar ve bu devam ettikçe savunma sistemleri yok olmaya başlar. Alkol tüketimleri de fazla oranlara çıktığında ciğerler bu durumu daha fazla kaldıramaz hale gelerek kanserli hücreler ile savaşmaya giremez ve güçsüz kalırlar.

Hipoglsemi Neden Olur?

Kan şekerinin olması gereken değerinden daha düşük olduğu hpoglisemi nedir özellikle diyabetli hastalarda zaman zaman görülen bir hastalıktır. İnsülin ve oral antidiyabetik ilaç kullanımı hastalığa neden olabilmektedir. Zamanında yenilmesi gereken öğünün atlanması, ara öğünlerin yenmemesi, doktorun önerdiği dozun üstünde insülin kullanımı, ağızdan şeker düşürücü ilaçların fazla miktarda kullanımı ve benzeri etkenler kan şekerinin düşmesine yol açara bu nedenlerle ortaya çıkan hastalık şekerin normal seviyelere çekilmesiyle düzenlenebilir. Ayrıca şeker hastalığı dışında böbrek üstü bezleri, ilerlemiş karaciğer yetmezliği, hipofiz bezi yetersizliği nedeniyle oluşabileceği gibi gebelik sonrası süt verme süreçleride hipoglisemi eğilimini artırıcı etkenler arasındadır.Hipoglsemi  nedir, Hipoglsemi neden olur, Hipoglsemi tedavisi

Hpoglisemi Belirtileri

Belirtiler hpoglisemi nedir sorusunu da yanıtlar niteliktedir. Hafif orta ve şiddetli olarak üç grupta toplanır. Hafif belirtileri; dudakta dilde karıncalanma, açlık hissi, baş ağrısı terleme, çarpıntı, halsizlik, huzursuzluk olarak sayılabilir. Orta belirtiler; konuşma bozukluğu, bulanık görme, yürüme güçlüğü, uyku hali, konsatrasyon eksikliği, sinirlilik, baş ve karın ağrısıdır. Ciddi belirtiler ise; uykudan uyanamama hali, cevap verememe, bilinç kayıpları, nöbet olarak karşımıza çıkmaktadır. Belirtileri diyabetliler arasında farklılıklar gösterir ancak çoğu diyabetli hemen her zaman aynı hipoglisemi belirtilerini hisseder. Belirtiler genellikle yemeklerden önce, ağır egzersiz yahut iş sonrası, insülin etkilerinin en üst seviyelere çıktığı noktalarda ve uyku sırasında görülebilmektedir.

Hpoglisemi Nasıl Önlenir?

İnsülin yada ağızdan alınan ilaçlar uygun zamanlarda ve doktorun belirttiği dozda alınmalı hipoglisemi nedir sorusu ciddiye alınarak yanıt aranmalıdır. Örneğin hızlı etkili insülin yapılmasını takiben beş dakika içerisinde yemek yenilmelidir. Kan şekeri uygun aralıklarla takip edilmelidir. Yenilen öğünler sonrasında besin miktarı kaydedilerek yenilen besinler yüzde elliden az miktarda yenilmiş ise ilave yiyecekler yenilmelidir. Yağ dokusu yumruları oluşmuş bir bölgeden oluşmamış bir bölgeye yapılacaksa doz azaltılarak yapılmalıdır. Araç kullanımından önce mutlaka ana ve ara öğünler yenilmelidir. Günlük egzersizlerden daha fazla egzersiz yapılmış ise ilave bir ara öğün alınmalıdır. Yanınızda her zaman şeker bulundurmalısınız. Çikolata dondurma süt gibi yiyeceklerle tedavi edilmeye çalışılması yanlıştır. Bu gıdalardaki yüksek yağ miktarı vücutta şeker emilimini yavaşlatacağından farklı etkilerle karşılaşılabilir. Doktorunuzun hastalığınız ile ilgili yapmış olduğu eğitimler dikkate alınarak atlanmadan ve titizlikle uygulanmalıdır.

Sıcakların Yaptığı Baş Ağrısı Nasıl Geçer?

Hava sıcaklıkları aşırı derecede yükseldi. Her gün sanki bir diğer güne göre biraz daha sıcak oluyor. Aşırı sıcaklar baş ağrısı başta olmak üzere birçok şeye sebep oluyor. Yaz sıcakları terleme ile birlikte baş ağrısının oluşmasına sebep oluyor. Vücudun su oranı düştüğünde vücut sıcaklığı arttığı için baş ağrısı meydana gelmektedir. Oluşan ağrıyı hafifletmek için öncelikle yapılması gereken şey bol bol su içilmesidir. Gün içinde kış ayında 2 litre su içiyorsanız yaz da bunu en az iki katına çıkarmalı ve 4 litre su içmelisiniz. Böylece yaz sıcağı sebebiyle vücudunuzdan dışarıya terleme ile atılan suyu geri kazandırmış ve vücudunuzu dengede tutmuş olursunuz. Sakın ola terliyorum zaten bir de su içmeyeyim daha çok terlerim diye düşünmeyin. Böyle düşünürseniz gün boyunca sıcaktan bunalır ve baş ağrısından kurtulamazsınızYaz sıcakları, baş ağrısı, yaz sıcağı baş ağrısıSıcağın sebep olduğu ağrıdan kurtulmak için gün içinde birkaç defa banyo da yapabilirsiniz. Banyo yaparak vücut sıcaklığınızı denge seviyesine getirebilirsiniz. Tabii bu dengenin süresi biraz kısa olacaktır. Çünkü hava sıcak olduğundan suyun altından çıktığınızda teninizdeki su buharlaşacaktır. İmkanınız var ise deniz veya havuza giderek yüzmeniz daha etkili bir yöntemdir. Yüzerken vücudunuz su içinde olduğundan hem serinleyecek hem de vücut sıcaklığınızı düzenlemiş olacaksınızdır.

Bol bol sıvı tüketmelisiniz. Gün içinde bol bol su içiyor olabilirsiniz. Ancak sadece su değil diğer sıvılar ile de yaz sıcaklarından kurtulabilirsiniz. Meyve suyu, kola, maden suyu gibi içecekleri tüketebilirsiniz. Yaz sıcağında çayın harareti aldığına dair bir asparagas bilgi bulunmaktadır. Bu bilgi tamamen kulaktan dolmadır. Çay harareti almaz, aksine metabolizmanın hızlı çalışmasına neden olur ki bu da vücudun sıcaklığının artmasına neden olur.

Sıcakların sebep olduğu baş ağrısından kurtulmak için ağrı kesici kullanabilirsiniz. Tabii bu ağrı kesicileri tavsiye üzerine kullanmayın. Mutlaka bir hekime başvurun. Genel baş ağrılarında ağrı kesici kullanmak pek iyi değildir. En küçük bir ağrıda ağrı kesici kullanıyorsanız bir süre sonra ilaçların ağrılarınıza iyi gelmediğini göreceksinizdir.